KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4016 E., 2010/5548 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2010
Karar Metni
278 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 14.510 TL'yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü;
Dava, davacı tarafın paydaşı bulunduğu ve ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların mülkiyeti kural olarak arzın mukadderatına tabidir. Taşınmazın arzının maliki olan paydaşlar tapu payları oranında taşınmaz üzerindeki muhtesatların da maliki sayılırlar.
Somut olayda davalı taraf, taşınmaz üzerindeki muhdesatlar meydana getirildikten sonra 29.01.2003 tarihinde satın alma yolu ile taşınmazda paydaş olduğuna göre, bu satın alma ile üzerindeki muhdesatların da bedelini ödeyerek taşınmaza sahip olduğu tartışmasızdır. Bu halde sebepsiz zenginleşen tarafın taşınmazdaki paylarını davalıya satan kişiler olduğu, davacı tarafın ise ancak o kişilere karşı B.K.'nın 60/1. maddesinde öngörülen haksız zenginleşme hükümlerine göre alacak davası açma hakkının doğduğu kuşkusuzdur. Bu nitelikteki dava ise eda davası niteliğindedir. Öğretide ve uygulamada eda davası açılmasının mümkün bulunduğu hallerde tespit davasının açılmasına yasal olanak bulunmamaktadır.
Kural olarak hukuki yarar dava koşuludur. Az yukarıda saptanan hukuksal olgular dikkate alındığında somut olayda dava koşulu gerçekleşmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4016, K. 2010/5548, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama