KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4047 E., 2011/5353 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2011
Karar Metni
690 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi katılan davacı ... ve davalılar kayyımı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Mahkemece usul yönünden yapılan bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, tespit sırasında uygulanan tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olduğu, taşınmazlar üzerinde Hazine dışında müdahil davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediği gibi komşu parsel dayanak tapu kayıtları getirilerek uygulanmamış, tespit tapularında güney sınırı mera okuduğu halde mera araştırması yapılmamıştır. Eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazların dayanağı olan tapuların yüzölçümü miktar fazlasının zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağı yönünde toplanmıştır.
Hal böyle olunca davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin onaylı vukuatlı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek ölü olup olmadıkları saptanmalı, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların dayanağı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, 642 sayılı parselin sınırını oluşturan Sarıkemer Köyü çalışma alanında kalan komşu taşınmazların tutanakları ve dayanakları belgeler getirilmeli,
taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişiler, tanıklar, uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçı ve jeoloji bilirkişisi,
yaşıyorlarsa tespit tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazların başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı,
uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise, yerel bilirkişi, tanıklar, tespit tutanağı bilirkişilerden dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki varsa bu çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçı bilirkişi aracılığıyla taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli,
komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan tespit ve belgelerin nizalı parseller yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, ./.
davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazların tapu kaydının yüzölçümü miktar kapsamı sabit sınırlar esas alınarak belirlenmeli, yüzölçümü miktar fazlasının mera olmadığı saptandığı takdirde tespit tarihinde zilyetleri adına zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş şekli zilyetlik hükümlerine göre belirlenmeli, zilyetler yönünden senetsizden kazanım olup olmadığı araştırılmalı taşınmazların tespit tarihine kadar zilyetleri yararına özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli,
uzman ziraatçi ve jeoloji bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, fotoğraflı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4047, K. 2011/5353, 22 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama