KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4057 E., 2011/2887 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ankara Asliye 11. Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 19.04.2011 günü belirlenen saatte temyiz eden ... ve arkadaşları vekili Av.... ve aleyhine temyiz istenilen Kızılay Derneği Genel Başkanlığı vekili Av.Erden Sırer geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Dava, Kızılay Derneği Bahçelievler Şubesi görevlileri olan davalıların kurumu zarara uğrattıkları iddiasıyla ilgili tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 3156 sayılı Kanunla değişik 432/I maddesi hükmü uyarınca temyiz yoluna başvurma süresi 15 gündür. Temyiz eden davalı ...'a hükmün tebliğ edildiği 19.04.2010 günü ile temyiz dilekçesinin mahkemeye verildiği 07.05.2010 günü arasında yasada öngörülen 15 günlük temyiz süresi geçmiştir. Bu itibarla davalı ...'ın temyiz isteminin REDDİNE,
2-Davalılar ... ve Hamit Sarıtabak'ın temyiz itirazlarına gelince;
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanununun 53.maddesi hükmünde, "Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hakimini takyit etmez." denilmektedir. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, Hukuk Hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir.
Öğreti ve uygulamada hukuk hakiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan Ceza Mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Ancak bu bağlayıcılık ve kesin delil niteliği ceza davasında yargılanan kişi yönünden söz konusudur.
Ceza mahkemesinde sanık olarak yargılanan kişi dışında başkaları hakkında açılan hukuk davasında bu kurallar uygulanamaz.
Somut olaya gelince, davacı Kızılay Derneğinin Bahçelievler Şubesinde kurum müfettişlerinin yaptığı denetim sonucunda; şube hesaplarında kasa açığının tespit edildiği, yardım kumbaralarından elde edilen paraların kurum hesaplarına intikal ettirilmediği, demirbaşların eksik olduğu ve genel merkez tarafından gönderilen malzemelerin belediye deposunda saklandığı bunların şube kayıtlarına geçirilmediği ve kimlere verildiğinin de bilinmediği rapor edilmiş bu rapora dayanılarak davalılar hakkında alacak davası açılmıştır.
Mahkemece görevlendirilen bilirkişi heyetinin saptadığı zarar hesabı uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir. Alacak davasına konu edilen bu iddialar nedeniyle davalılar hakkında Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde açılmış ve derdest ceza davasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun 53.maddesi uyarınca her ne kadar hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat hükmü ile bağlı değil ise de; ceza mahkemesinin maddi vakıa tespiti hukuk hakimini bağlayacağından ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekmektedir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek ceza davasının sonucunu beklemeden yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4057, K. 2011/2887, 28 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama