KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4132 E., 2011/2581 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2011
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti ile tapu kaydının beyanlar hanesine şerh verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Koşulları HUMK'un 237. maddesi hükmünde öngörülen kesin hüküm, kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca yargılamanın her aşamasında öne sürülebilen, istek olmasa bile mahkemelerce de resen (kendiliğinden) gözetilmesi gereken olumsuz dava koşuludur. Uygulamada ve öğretide kararlılık kazanan görüşlere gore kesin hükmün varlığından söz edebilmek için her iki davanın konusunun, sebebinin ve taraflarının aynı olması zorunludur. Bu üç unsurun birlikte bulunmaması halinde kesin hüküm koşullarının oluştuğundan söz edilemez. Duraksamadan belirtmek gerekir ki her iki davanın taraflarının aynı olmasından anlaşılması gereken, tarafların davada birbirlerinin karşı yanında yer almaları ve aralarında uyuşmazlık bulunmasıdır.
Somut olaya gelince; dosya içerisine getirtilen Söke Kadastro Mahkemesinin 1997/2-2000/20 E.K. sayılı ilam içeriği ile davacı ... ve müşterekleri tarafından davalı Hazine aleyhine açılan yüzölçümü düzeltilmesi istemli davada eldeki davanın davacısı olan ...’nın Hazine ile birlikte davalı konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Davadaki zorunluluk nedeniyle davaya dahil edilmesinin davaya muvafakat anlamında olup bu durumun kendisine taraf sıfatı kazandırmadığının kabulü gerekir. Bu olgular gözetildiğinde her iki davanın taraflarının aynı olmadığı görülmektedir. Şu halde taraflar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde öngörülen biçimde kesin hüküm oluşmadığı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; görülmekte olan davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde ön görülen on yıllık sure içerisinde açıldığı da gözetilerek davanın esasına girilmeli, taraflarca gösterilen ve gösterilecek tüm delliler bir arada değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4132, K. 2011/2581, 19 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama