KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4153 E., 2011/1182 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2011
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının hükmedilen tazminat miktarına, davalının ise kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm davanın niteliğine, tarafların sıfatına, yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Haksız fiillerden kaynaklanan davalarda uygulanması gereken Borçlar Kanununun 60. maddesi hükmünde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve zarar sorumlusunu öğrendiği günden itibaren başlar. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre tüzel kişiler, özellikle kamu kurumları yönünden zamanaşımı süresinin işlemeye başlayabilmesi için, o tüzel kişi veya kurumun dava açma konusunda emir vermeye yetkili organları tarafından zararın ve zarar sorumlusunun öğrenilmesi zorunludur. Dava açma konusunda emir verme yetkisi bulunmayan daha alt birimlerin zararı ve zarar sorumlusunu öğrenmesi zamanaşımı süresinin başlayabilmesi için yeterli değildir.
Somut olaya gelince, davacı vekilince dosyaya ibraz edilen yazışma örneklerinden davacı adına dava açma konusunda emir vermeye yetkili organın kim olduğu, zararı ve zarar sorumlularını ne zaman öğrendiği tespit edilemediğinden, davanın zamanaşımı süresi içinde açılıp açılmadığı belirlenememektedir.
Hal böyle olunca, mahkeme davacı adına dava açma konusunda emir ve talimat vermeye yetkili temsilci veya temsilcilerinin tespiti, bunların zararı veya zarar sorumlularını ne zaman öğrendikleri, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığının duraksamasız belirlenmesi, icra takibine zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının belirlenmesi halinde davalı tarafın zamanaşımı def’inin reddine karar verilmesi, taraflarca gösterilen deliller toplanmalı, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek davanın esası yönünden bir karar verilmesi gerekirken, böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
3-Davacı dava dilekçesinde, işyerinin bitişiğinde bulunan arsa üzerinde davalı tarafından inşa edilen binanın yapımı esnasında kendi işyeri binasına hasar verildiğini öne sürerek, işyeri binasında oluşan değer kaybı bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacının işyeri binasının hasarlı yerlerinin tamir bedeli hesaplanmış; mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda hüküm oluşturulmuştur. Dava konusu edilen hasarların davacıya ait binanın değerinde bir kayba neden olduğu belirlendiği takdirde davacının bu yönde oluşan zararının da tazminini isteme ... bulunmaktadır. Salt hasarlı yerlerin tamir ettirilecek olması, bu hasarlar nedeniyle binada değer kaybı olmayacağı sonucunu doğurmaz.
O halde, dosya yeniden bilirkişiye verilmeli, davacının dava tarihi itibariyle tahsilini istemekte haklı olduğu değer kaybı zararının oluşup oluşmadığı ve miktarının hesaplatılması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir iken yetersiz bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmediğinden, davacının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4153, K. 2011/1182, 1 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama