KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4230 E., 2011/2865 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2011
Karar Metni
702 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 116 ada 20 parsel sayılı 1083.94 m2 ve 209 ada 2 parsel sayılı 23.437.90 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine ve usul hükümlerine uygun düşmemiştir.
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmünde taraflardan her birinin dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorunda olduğu, hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderler mahkeme veznesine yatırılmadığı takdirde, onunla ilgili delillere dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılacağı açıklanmıştır.
Bu hükmün amacı, verilen ara kararlarının ciddiyet ve özenle yerine getirilmesini sağlamak, bu yolla davaların uzun süre elde kalmasını önlemektir. Hakim tarafından verilen kesin süre içinde gereken giderleri vermeyen taraf sadece gider yapılmasını gerektiren işlemin yapılması isteminden vazgeçmiş sayılır. Davadaki bütün istemlerinden vazgeçmiş sayılamaz.
Bu olgunun sonucu olarak da verilen kesin süre içinde gereğinin yapılmaması halinde gider yapılmasını gerektiren işlemin niteliği ve davanın sonucuna etkisi gözetilerek mevcut delillere göre karar verilir.
Kesin süreye uymamanın doğurduğu bu ağır sonuç gözetildiğinde, kesin süreden söz edilebilmesi için ara kararında yapılması gereken işlerin neler olduğunun kuşkuya yer vermeyecek biçimde tam olarak açıklanması, yatırılması istenilen giderlerin miktarının ara kararında ayrıntılı olarak gösterilmesi, verilen sürenin giderin temin edilip yatırılabilmesi için makul ve yeterli uzunlukta olması, gider yatırılmamasının sonuçlarının taraflara açıkça anlatılması ve tarafların bu konuda uyarılması zorunludur.
Kadastro davalarında keşif giderleri yatırılmadığından bahisle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması, dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi, ispat yükü kendi üzerinde olan tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul ve yeterli uzunlukta kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içinde kabul edilebilir yasal bir mazeret olmaksızın keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılmamış olması gerekir.
Taraflara tanıklarını taşınmaz başında hazır etmeleri gibi bir zorunluluk yüklenemeyeceğinden keşif kararı verilmesi halinde keşif gün ve saati ile hazır bulunacakları yerin taraf tanıklarına ve bilirkişilere davetiye ile bildirilmesi zorunludur.
Hal böyle olunca mahkemece öncelikle mahkeme heyeti yolluğu, bilirkişi ve tanıklara ödenecek ücret ve davetiye giderleri ile araç ücretinin tespit edilmesi, davetiye tebliğinin zaman alacağı da gözetilerek davetiye giderlerini yatırması için verilecek sürenin diğer giderlerin yatırılması için verilecek süreden daha kısa belirlenmesi,
ispat yükü üzerinde olan tarafa belirlenen mahkeme heyeti yolluğunu, araç ücretini, bilirkişiler ve tanık ücretlerini, bilirkişi ve tanıklar adına çıkartılacak davetiye giderlerini, karşı tarafa da dinletmek istediği tanıkları için belirlenen ücret ve davetiye giderlerini mahkeme veznesine yatırmaları için kesin süre verilmesi, davetiye giderlerinin yatırılması halinde öncelikle bilirkişi ve tanıklar adına davetiye çıkartılması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında mahkemece 09.06.2009 günlü oturumda davacı tarafın yokluğunda taşınmaz başında keşif yapılmasına karar verilerek 15.07.2009 günü keşif günü olarak belirlenmiş, keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için davacı tarafa keşif gününün tebliğinden itibaren 20 günlük kesin süre verilmiştir. Ne var ki, bilirkişi ve tanıklara ödenecek ücret ve bunlara çıkartılacak davetiye giderleri, araç gideri belirlenmemiştir. Üstelik bu giderlerin yatırılması için taraflara kesin süre verilmediği gibi, verilen kesin sürenin 06.07.2009 tarihinde dolduğu, bilirkişi ve tanıkları çıkartılacak tebligatların süre yetersizliğinden tebliğ edilmesinin mümkün olmadığı da kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca mahkemece verilen kesin sürenin makul ve yeterli uzunlukta olmadığı, böyle bir ara kararına dayanarak davada kesin süre sonuçlarının uygulanamayacağı gözetilerek yeni bir keşif günü belirlenmesi, davacı tarafa keşif giderlerini depo etmesi için yeniden ve az yukarıda açıklanan yöntemine uygun biçimde kesin süre verilmesi, keşif giderleri yine yatırılmadığı taktirde şimdiki gibi hüküm kurulması, keşif giderleri yatırıldığı taktirde taşınmaz başında keşif yapılarak iddia ve savunma doğrultusunda delillerin toplanması,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4230, K. 2011/2865, 27 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama