KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4246 E., 2010/5706 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2010
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava tapuya kayıtlı ve taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu iki katlı bina niteliğindeki muhdesatın ikinci katının davacı tarafından yapıldığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur.
Ne var ki, mahkemece yargılama sırasında dinlenen tanık anlatımları soyut ve genel ifadelerden ibaret olup, davanın esasını çözümlemeye elverişli olmadığı gibi, yapılan keşif sonrasında alınan inşaatçı bilirkişi raporu da yetersizdir.
Hal böyle olunca; öncelikle dava konusu 1958 (yenileme ile 316 ada 19) parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağı ve dayanağı belgelerin birer örneği getirtilerek, tespitinin kesinleştiği tarihin ilgili tapu sicil müdürlüğünden sorulması, taşınmaz üzerindeki muhdesatın temyize konu zemin katının kadastro tespitinden önce mi sonra mı yapıldığının, davacı tarafça öne sürüldüğü üzere eski evin yıkılıp yıkılmadığının, tanıklardan yeniden yapılacak keşif sırasında olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak sorulması, keşifte hazır bulundurulacak inşaatçı bilirkişiye dava konusu muhdesatın zemin katının yaşının belirletilmesi,
deliller değerlendirilirken muhdesatın bahçeli ev niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu, daha önce görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda ise binanın her iki katının da betonarme karkas niteliğinde olduğu yönündeki bulgusunun göz önünde tutulması, bu şekilde az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağının duraksamasız belirlenmesi ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, genel ve soyut biçimde alınan tanık beyanları ve yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4246, K. 2010/5706, 12 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama