KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4279 E., 2011/2657 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2011
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 145 ada 9 parsel sayılı 487.92 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras hakkına, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve arkadaşları adına tespit edilmiştir. Davacı ... taşınmazın bir bölümünün "yol" olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, dava konusu 145 ada 9 parsel sayılı taşınmaz ile davacı adına tespit gören dava dışı 145 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının zilyetliğe dayandığı, ilk celseye kadar, en geç ilk celsede hazır bulunarak dava sebep ve delillerini bildirmediği gerekçesiyle, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Hükmün dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28. maddesinin özü ve sözüne açık bir anlatımla öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşler ile davacının dava dilekçesi içeriği ve istemi dikkate alındığında dava sebep ve delillerini bildirdiğinin kabulü gerekir.
Gerçekten davacı taraf dava dilekçesinde tapu kaydına, tespit tutanaklarına, bilirkişi incelemesine, tanık beyanlarına, keşif ve sair her türlü delillere dayandığını duraksamaya meydan vermeyecek biçimde açıklamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, davacıdan dava dilekçesinde öne sürdüğü dava sebep ve delillerine esas olmak üzere tanıklarının listesi, örneğin tapu ya da vergi kaydı gibi bir belgeye dayanıyorsa, tutunduğu tapu kaydının tarih ve sayısını ya da vergi kaydının oluştuğu yıl ve tahrir sayısı sorulup saptanmalı, göstereceği bu doğrultudaki deliller toplanmalı, ayrıca davalı taraftan da göstereceği delilleri sorulup saptanmalı, uyuşmazlığın sağlıklı biçimde çözümlenebilmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olduğu düşünülerek bu yolla dava dosyası keşfe hazır hale getirilmeli,
kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafa ait olduğu gözönüne alınarak, davacıya keşif giderlerini verilecek makul ya da koşullarının varlığı halinde kesin önel içerisinde mahkeme veznesine depo ettirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Kural olarak Kadastro Mahkemelerinde görülmekte olan davalarda usulün 409.maddesi hükmünün uygulanmasının olanaksız olduğu dikkate alındığında davacının salt duruşmaya gelmemiş ve davayı bizzat takip etmemiş olması mahkemenin keşfe gitmesine yasal bir engel oluşturmayacağı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28.maddesi hükmünün özünden ve sözünden anlaşılmaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4279, K. 2011/2657, 20 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama