KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4353 E., 2011/682 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2011
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 108 ada 31 parsel sayılı 18.585,20 m2 ve 120 ada 17 parsel sayılı 20.585,81 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ... ... mirasçıları davalı ... ve paydaşları, 185 ada 1 parsel sayılı 5.085,22 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise ... ... mirasçıları davalı ... ve paydaşları ile ... adına tapu kayıtlarına, miras yolu ile gelen hakka ve paylaşmaya dayanılarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., aynı tapu kayıtlarına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazların 283430/1290240 payına yönelik tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı ...’ın tutunduğu ve tespitte uygulanan 2.4.1974 tarih 16, 186 ve 129 sayılı tapu kayıt malikleri arasında yapılan paylaşım sonucu dava konusu 108 ada 31, 120 ada 17 ve 185 ada 1 parsel sayılı taşınmazların davalı ...’ın babası ... ile davalı ... ve paydaşlarının babası ... ...’a düştüğü, ... ve ...’in ölümü üzerine mirasçıları arasında yapılan paylaşım sonucu dava konusu 185 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı ..., dava konusu 108 ada 31 ve 120 ada 17 parsel sayılı taşınmazların ise davalı ... ve paydaşlarına kaldığı, davalı tarafın dava konusu taşınmazlar üzerinde 20 yıla ulaşan zilyetliklerinin bulunduğu,
davacı ...’ın tapu kaydındaki payını tapu dışı sattığından herhangi bir hakkının bulunmadığı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Davacı ...’ın tutunduğu ve tespitte uygulanan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uyduğu yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, tapu kayıt malikleri arasında paylaşımın yapılıp yapılmadığı, paylaşma yapılmış ise dava konusu taşınmazların kime düştüğü ve tespit tarihine kadar paylaşmanın bozulup bozulmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak tapu dışı paylaşmadan sonra tapuda yapılan pay satışı paylaşmayı bozar. Bu şekilde yapılan pay satışının zeminde yapılan paylaşma sonucu kendisine düşen taşınmazın satışına ilişkin olması bu kuralın istisnasıdır.
Davacı ..., babası ...’dan miras yoluyla gelen payını sattığını, sonradan tapuda kayden satın aldığı paylarını ise satmadığını öne sürmüştür. Yerel bilirkişiler, davacı tarafın köydeki bütün taşınmazlarını 1968 yılında amca çocukları ..., ... ve...’a haricen satarak zilyetliklerini teslim ettiklerini beyan etmelerine karşılık, tespit bilirkişileri tespit tutanağında davacı tarafın köydeki taşınmazlarını 1986 yılında haricen sattığı şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için mahkemece önceden dinlenen yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve uzman fen bilirkişi hazır olduğu halde dava konusu taşınmazların başında yeniden keşif yapılmalı, tapu kayıt malikleri arasındaki paylaşmanın ne zaman yapıldığı, hangi tapu kayıt malikine hangi taşınmazın düştüğü, davacı tarafın amca çocukları ..., ... ve...’a yaptığı harici satıştan önce mi, yoksa sonra mı tapuda kayden pay satın aldığı, davacı tarafından yapılan harici satıştan sonra kayden pay almış ise tapu kayıt malikleri arasında yapılan paylaşmanın bozulup bozulmadığı üzerinde durulmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4353, K. 2011/682, 14 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama