KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4745 E., 2010/6419 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2010
Karar Metni
478 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar ...,ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, 1374 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava dilekçesi ve duruşma gününün davalılar ...,...., ...., ..., ....,ve ...’a ilanen tebliği usulüne uygun değildir.
HUMK 73. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel hukuk kuralına göre, hakim tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu kanunun uygulanmasını göstermek üzere çıkarılan Tebligat Tüzüğü tamamen şekli ve emredici hükümler içerdiğinden, geçerli bir tebligattan söz edilebilmesi için tebligatın en ufak ayrıntısına kadar Tebligat Kanunu ve Tüzüğünde belirtilen yönteme uygun şekilde yapılması, kanunu ve tüzükteki yönteme uygun biçimde yapıldığının da belgelendirilmesi zorunludur.
Tebligat Kanununun 10. maddesinde tebligatın adına tebligat çıkartılan kişinin bilinen en son adresinde yapılacağı, 28. maddesi hükmünde adresi meçhul olanlara tebligatın ilanen yapılacağı, tebliğ yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya işyeri de bulunamayan kimsenin adresinin meçhul sayılacağı, adresin meçhul olması halinde tebliğ memuru tarafından durumun mahalle veya köy muhtarlarına da onaylattırılarak tespit edileceği, bununla beraber tebliği çıkartan kurum veya kuruluşun kendisine tebliğ yapılacak kişinin adresini resmi veya özel müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorup,
zabıta aracılığıyla da araştırıp soruşturacağı açıklanmış, Tebligat Tüzüğünün 46. maddesi hükmünde de ilanen tebligatın son çare olduğu belirtilmiştir. Buna göre ilanen tebligata karar verilebilmesi için adına tebligat çıkartılan kişiye bu kanunda açıklanan diğer usullerden biriyle tebligat yapılmasına imkan bulunmaması, tebligat yapılacak kişinin adresinin hiçbir şekilde tespit edilememesi ve tespit edilmesinin de mümkün olmaması gerekir.
Somut olaya gelince, adı geçen davalıların yurt dışında ikamet ettikleri dosyada mevcut bilgi ve belgelerden anlaşıldığına göre, nüfus idaresi dışında diğer kurumlardan davalıların adresleri araştırılmamış, ayrıca bu davanın açılması konusunda davacı tarafa yetki ve süre verilen Amasra Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/150 Esas sayılı dava dosyasında davalıların Av.... tarafından temsil edildikleri dikkate alındığında, adı geçen vekilden müvekkillerinin adresleri sorulmamış, bu hususlar düşünülmeksizin ilanen tebligat yaptırılmıştır.
Koşulları oluşmadan, eksik araştırma ve soruşturma ile yaptırılan ilanen tebligatın usulüne uygun olduğundan söz edilemez ve usulsüz yapılan tebligatla taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilerek davanın esasına girilip davalının savunma hakkı kısıtlanarak hüküm verilemez.
O halde, mahkemece öncelikle davalılar ...ve ... adına kararı temyiz eden Av....’e dava dilekçesi ve duruşma oturum günü tebliğe çıkartılmalı, davalılar vekili duruşma oturumuna geldiğinde davaya karşı diyecekleri, varsa delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4745, K. 2010/6419, 4 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama