KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4901 E., 2011/4033 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2011
Karar Metni
411 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Asıl ve birleşen dava, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davacının tüm, davalının ise, aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince, mahkemece birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Borçlar Kanununun 104/son maddesinde emredici biçimde, işlemiş faize temerrüt faizi yürütülemeyeceği açıklanmıştır.
Somut olayda; davacı birleşen davada, 3.000,00 TL’lik hak edişine 18.10.2001 tarihinde haksız olarak ihtiyati tedbir konulup, 23.12.2004 tarihinde tedbirin kaldırıldığını, anılan hakedişin 14.02.2005 tarihinde kendilerine ödendiğini öne sürerek, 18.10.2001 ilâ 14.02.2005 tarihleri arasında 3000,00 TL’nin işlemiş faizi olarak 5.859,56 TL’nin tahsili ile birlikte, 5.859,56 TL’nin anaparaya dönüştüğünü iddia ederek 14.02.2005 ile dava tarihi olan 27.07.2007 tarihleri arasındaki dönemde 5.859,56 TL’ye işleyecek faiz olan 4.231,44 TL olmak üzere toplam 10.073,00 TL’nin tahsilini istemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı talebi doğrultusunda hesaplama yapılmış ve bu rapor benimsenerek hüküm kurulmuştur. Davacının ihtiyati tedbir kararı nedeniyle uğradığı zararın, faiz geliri olduğu iddiası karşısında, tedbir tarihi ile tedbirin kaldırıldığı tarih arasında oluşan zararın faiz niteliği taşıdığı kuşkusuzdur. Tedbir kararının kalktığı tarih itibariyle, davalının bu tarihten sonra herhangi bir zarar sorumluluğu da bulunmamaktadır.
Bu nedenle mahkemece hesaplamanın, 18.10.2001 ilâ 23.12.2004 arasındaki döneme ilişkin yasal faiz oranları uygulanarak yapılması gerekir. Bu şekilde belirlenen tutarın da faiz alacağı olduğu gerçeği karşısında, BK'nun 104/son maddesi gereğince bu tutara yeniden faiz yürütülmemelidir.
Hal böyle olunca, mahkemece dosyanın yeniden bilirkişiye verilmesi, yasal faiz oranlarına göre davacının birleşen davada tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarının yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak yeniden hesaplatılması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yasal düzenlemeler göz ardı edilerek yetersiz bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davalının birleşen davaya yönelik temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4901, K. 2011/4033, 14 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama