KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4903 E., 2011/3044 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2011
Karar Metni
497 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 141 ada 3 parsel sayılı 403,50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan kadastro tespitinden önce davacı ...’ın davalı ..... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açtığı el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davacının davasının kabulüne, 141 ada 3 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin davacı ... adına doldurulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 141 ada 3 parsel sayılı taşınmaz malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş, aktarılan davada davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, davalı Köy Tüzel Kişiliği ise taşınmazın mera olduğunu savunmuştur. Öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazların çıplak mülkiyeti Hazine'ye, intifaı ise Köy Tüzel Kişiliğine aittir.
Hal böyle olunca davada Hazine'nin taraf olması zorunludur. Hazine, usulüne uygun olarak davaya dahil edilmemiş ve usulüne uygun olarak davaya katılımı da söz konusu değil ise de; hüküm yerinde Hazine'nin davalı olarak gösterildiği, hükmün Hazine'ye tebliğ edildiği ve hükmün Hazine tarafından temyiz edildiği dikkate alındığında Hazine'nin taraf olduğunun kabulü gerekir.
Ne var ki; davacı ...'ın Köy Tüzel Kişiliği aleyhine dava açtığı gözönüne alındığında, yargılama sırasında muhtar seçilmiş ise de menfaat çatışması nedeniyle Köy Tüzel Kişiliğini temsil etmesinin mümkün olmadığı gibi yargılama sırasında muhtar seçilen davacı tarafından köyün 2. azasının temsile yetkili kişi olarak tayin edilmesi de usulüne uygun değildir.
Hal böyle olunca, Köy Tüzel Kişiliği’nin usulüne uygun şekilde davadan haberdar edildiğinden ve taraf koşulunun oluşturulduğundan söz edilemez. Diğer taraftan Asliye Hukuk Mahkemesinde davaya katılma talebinde bulunan, ...,...,..., ve ...’ın talepleri Asliye Hukuk Mahkemesinde ara kararıyla reddedilmiş, karar başlığında isimlerine yer verilmemiş, kararda kendilerine tebliğ edilmemiştir.
Kadastro Mahkemesince de adı geçenler duruşmaya çağrılmamış, hüküm yerinde de taraf olarak gösterilmemiştir. Taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Bu olgu kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle 442 sayılı Köy Kanununun 20, 33/b maddeleri ve ilgili mevzuat dikkate alınarak öncelikle davalı Köy Tüzel Kişiliğini temsile yetkili şahıs belirlenmeli ve belirlenen şahıs ile aktarılan davaya katılma talebinde bulunan Nevruz Altıntaş, Selvinaz Yılmaz ve Hatice Yaman’a duruşma günü yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, bu yolla husumet yaygınlaştırılarak davada taraf koşulu oluşturulmalı, adı geçenler yargılamaya geldiğinde kendilerinden davaya karşı diyecekleri sorulup saptanmalı, varsa gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4903, K. 2011/3044, 3 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama