KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4965 E., 2010/6340 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2010
Karar Metni
473 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafça istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Anayasanın “hak arama hürriyeti” başlıklı 36/2. maddesinde hiçbir mahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı, “mahkemelerin kuruluşu” başlıklı 142.maddesinde de mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği ön görülmüş, yine 5219 ve 5236 sayılı Yasalarla değişik HMUK 8.maddesinde de sulh mahkemelerinde görülecek dava ve işler açıklanmış, aynı Yasanın 566.maddesinde ise ortaklığın giderilmesi davasına bakan sulh hakiminin görevi dahilindeki uyuşmazlıkları da basit usule göre çözümleyeceği belirtilmiştir.
Bu cümleden olarak; taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde muhtesatın maliklerden biri veya birkaçına ait olduğuna ilişkin kayıt bulunması veya tüm taşınmaz maliklerinin muhtesatın belirli bir veya birkaç malik tarafından kendi adına ve hesabına meydana getirildiğini oybirliği ile kabul etmeleri halinde, ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkemenin taşınmaz satış bedelinin paylaştırma oranını belirlerken muhtesata isabet edecek satış bedelinin sadece bu muhtesatı meydana getiren malik veya maliklere verilmesini sağlayacak şekilde oranlama yapması ve buna göre hüküm vermesi,
tapu kütüğünde muhtesata ilişkin bir kayıt yoksa veya taşınmaz malikleri arasında bu konuda oybirliği sağlanamazsa mahkemenin bu konuyu ön mesele yapması, muhtesat konusunda çıkan uyuşmazlığı çözmek miktar itibarıyla (muhtesat değeri) kendi görevine giriyorsa uyuşmazlığı az yukarıda açıklandığı üzere kendisinin çözmesi, görevini aşıyorsa, muhtesatın kendisine ait olduğunu öne süren malik veya maliklere bu konuda tespit davası açmak üzere HUMK'nun 567. maddesi hükmüne göre süre vermesi ve açılacak bu davanın sonucunu beklemesi gerekir.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki, bir davada hukuki yarar dava koşulu olup, mahkemelerce kendiliğinden gözetilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; toplanan delillerden, taraflar ve dava dışı kişiler adına tapuya kayıtlı 984 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında sulh hukuk mahkemesinde açılan ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında taşınmaz üzerindeki muhdesat yönünden çıkan uyuşmazlık ve bu konuda mahkemece verilen süre nedeni ile görülen davanın yine aynı mahkemede açıldığı, ne var ki dava konusu muhdesatın dava dilekçesinde belirtilen ve keşifte belirlenen değeri gözetildiğinde mevcut uyuşmazlığın, ortaklığın giderilmesi davasına bakan aynı mahkemenin görevi dahilinde olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde; görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davasında çözümlenebilecek uyuşmazlık yönünden davacının ayrı bir dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı kuşkusuzdur. Aksi halin kabulü Anayasa’nın 141/son maddesinde düzenlenen “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu” ilkesini de zedeleyecektir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4965, K. 2010/6340, 2 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama