KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5075 E., 2011/3429 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2011
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davacının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının temyiz itirazına gelince, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Alacak davalarında davalı olma sıfatı, alacağın borçlusuna, haksız fiillerde zarar sorumlularına, itirazın iptali davalarında ise hakkında takip yapılan ve itiraz etmesi nedeniyle hakkındaki takip kısmen ya da tamamen duran borçluya aittir. Borçlu veya zarar sorumluları dışında üçüncü bir kişiye karşı dava açılması durumunda davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi zorunludur. Husumet itirazı yokluğu yargılamanın her aşamasında öne sürülebileceği gibi, taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Somut olaya gelince; davacı, davalının abone olmaksızın kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini öne sürmüş, davalı ise, cevap dilekçesinde kaçak elektrik tutanağının düzenlendiği adreste ticari faaliyette bulunmadığını, dava konusu yerle ilgisinin olmadığını savunarak husumet itirazında bulunmuştur. Dava konusu kaçak elektrik tespit tutanağında davacının adı bulunmadığı gibi, tutanakta kaçak elektrik kullanın dava dışı şirket olduğu belirtilmiştir.
Kaçak elektrik kullanımının davacı tarafından değil, dava dışı şirket tarafından yapıldığı, davalının kaçak elektrik kullanımı ile ilgisi bulunmadığı sabittir.
Hal böyle olunca, yukarıda açılan olgular dikkate alınarak, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5075, K. 2011/3429, 24 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama