KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5084 E., 2010/5512 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
Karar Metni
613 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında tapu kayıtlarına dayanılarak 104 ada 3 parsel sayılı 166.470,61 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı ... ve paydaşları, 104 ada 4 parsel sayılı 14.116,06 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı ... ve paydaşları, 104 ada 5 parsel sayılı 204.998,16 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı ... ve paydaşları, 104 ada 10 parsel sayılı 11.021,72 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise dava dışı ... adlarına tespit edilmiştir.
Davacı ... tapu kaydına dayanarak adına tespit edilen 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın eksik kalan yaklaşık 14.000 m2 yüzölçümündeki bölümünün dava konusu 104 ada 3, 4, 5 ve 10 parsel sayılı taşınmazlardan tamamlanması istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava dışı 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazla ilgili de tespit gibi tescile karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunma, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç da yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Dava konusu 104 ada 3, 4 ve 5 sayılı taşınmazların tüm tespit malikleri davaya dahil edilmediği gibi bu dava konusu taşınmazlar hakkında sicil oluşturulmamış, dava konusu 104 ada 10 parsel sayılı taşınmaz malikine karşı dava açılmadığından bu taşınmaza yönelik dava hakkında husumet yokluğu nedeniyle red kararı verilmesi gerekirken davanın esastan reddi ile bu taşınmaza ait kadastro tutanağı hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediği gibi, dava konusu olmayan 104 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında da taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tespit gibi tescile karar verilmiştir. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamayacağı gibi kadastro hakiminin dava konusu taşınmazlar hakkında infazı mümkün doğru sicil oluşturmak zorunda olduğu da gözardı edilemez.
1-Dava konusu 104 ada 10 parsel sayılı taşınmaz malikine yönelik dava açılmadığından 104 ada 10 parsel sayılı taşınmaza yönelik dava hakkında husumet yokluğu nedeniyle reddine, tutanak aslı ve eki belgelerin kadastro işlemlerinin tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmekle yetinilmesi,
dava konusu olmadığı anlaşılan 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslı ve eki belgelerin kadastro işlemlerinin tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tespit gibi tescile karar verilmesi isabetsiz olup davacı ...’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de temyiz edenin sıfatı dikkate alındığında yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm fıkrasından "1 nolu" bendin çıkarılmasına,
yerine aynı bent numarası ile “Dava konusu 104 ada 10 parsel sayılı taşınmaza yöneltilen davanın husumet nedeniyle REDDİNE, 104 ada 10 parsel sayılı taşınmaza ait tutanak aslı ve eki belgeleri ile dava konusu olmadığı anlaşılan 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslı ve eki belgelerinin kadastro işlemlerinin tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine” sözlerinin yazılmasına 104 ada 1 ve 10 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin oluşturulan hükmün düzeltilen bu şekliyle ONANMASINA,
2-Dava konusu 104 ada 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkında oluşturulan davanın reddine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazların tüm tespit malikleri davaya dahil edilerek taraf koşulu oluşturulmalı, tespit maliklerinden davaya karşı diyecekleri delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5084, K. 2010/5512, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama