KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5278 E., 2011/3041 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2011
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 141 ada 76 parsel sayılı 19.027,21 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hakka, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ... mirasçıları adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine, dava konusu taşınmazın uzman fen bilirkişisinin 09.10.2009 havale tarihli rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 9236,71 m2 yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarasıyla davalı ... mirasçıları adına, payları oranında, (B) harfiyle gösterilen 9750,50 m2 yüzölçümündeki bölümünün aynı ada, son parsel numarası verilmek suretiyle davacı Hazine adına ham toprak niteliği ile tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 141 ada 76 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 09.10.2009 havale tarihli rapor ve eki krokisinde (A) harfiyle gösterilen 9236,71 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümü üzerinde tespit gününde davalı ... Toman mirasçıları yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine'nin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; mahkeme hükmünden sonra 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde“Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” hükmü öngörülmüştür.
Bu yasal değişiklik nedeniyle davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaması gerekirken, yazılı şekilde hüküm oluşturulması sonradan yürürlüğe giren ve geçmişe etkili sonuç doğuran yasal düzenlemelere aykırı olduğu gibi Medine’nin soyadının yanlış yazılması ve hüküm yerinde (B) harfi ile işaretli 9790,50 m2 yüzölçümündeki yerin 9750,50 m2 olarak yazılması dahi isabetsiz ise de; yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 5. bendinin tamamen hüküm fıkrasından çıkartılmasına,
hüküm fıkrasının 7. bendinin “...toplam 537,58 TL yargılama" sözlerinden sonra gelmek üzere hüküm yerine "giderinin davacı Hazine üzerinde bırakılmasına" sözlerinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 1. bendinin 6. satırında davalı .....’nin soyadında yazılan “....” sözcüğünün hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “....” yazılmasına, hüküm fıkrasının 1. bendinin 12. satırında “9750,50” sayısının hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “9790,50” sayısının yazılmasına,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5278, K. 2011/3041, 3 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama