KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5294 E., 2011/4386 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2011
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davacı tarafın temyizi, reddine karar verilen 668,37 TL’lik bedele yöneliktir.
HUMK’un 427.maddesi hükmünde açıklanan yargı denetimine ilişkin kesinlik sınırı, 5236 sayılı Yasayla 01.01.2010 tarihinden itibaren 1.430 TL’ye yükseltilmiştir.
Temyize konu karar 20.04.2010 tarihinde ve anılan Kanununun yürürlük gününden sonra verildiğinden incelenmesi istenilen hüküm 1.430 TL olarak belirlenen kesinlik sınırı içinde kalmaktadır. Niteliği itibariyle kesin olan kararların temyiz edilmeleri halinde, temyiz istemi hakkında yerel mahkemece bir karar verilmesi gerektiği gibi yerel mahkemenin bir karar vermemesi halinde 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İBK uyarınca Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuksal olgular dikkate alınarak, davacı tarafın temyiz inceleme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalı tarafın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm davanın niteliğine, yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa göre haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarına işletilecek faiz anılan verginin matrahına dâhil olmadığından, haksız fiilden kaynaklanan alacakların geç ödenmesi nedeniyle işlemiş faize KDV eklenerek alacak hesabı yapılamaz.
O halde, mahkemece hüküm oluşturulurken bu olgular göz önüne alınarak, işlemiş gecikme faizine KDV eklenmeksizin davacının tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarının belirlenip, belirlenecek bu bedele hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamıştır.
4-İcra İflas Kanunu’nun 67.maddesi hükmüne göre itirazın iptaline karar verilmesi halinde alacaklı taraf yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının haklılığının tespit edilmiş olması yeterli olmayıp, alacağın da likit ve muayyen, bir başka deyişle taraflarca önceden belirlenmiş veya basit bir işlemle hesaplanabilecek nitelikte olması, miktarının belirlenebilmesi için yargılamanın gerekmemesi zorunludur.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarında hükmedilecek miktarın belirlenmesi Borçlar Kanunu’nun 42.maddesi hükmüne göre hakimin takdirinde olduğundan öğreti ve uygulamada bu tür alacakların likit ve muayyen olmadığı kabul edilmektedir.
Bu nedenle, davacının icra inkâr tazminatına ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkâr tazminatına hükmedilmiş olması dâhi doğru olmamış ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün düzelterek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5294, K. 2011/4386, 28 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama