KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5446 E., 2011/4076 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2011
Karar Metni
669 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 160 ada 11 parsel sayılı 4007,06 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmışlardır. Davacılar yargılama sırasında tapu kaydına da dayanmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacılar ile davalı ... ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacılar ile davalı ... ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın davacıların miras bırakanı ... kızı ... ile davacı ve davalıların ortak miras bırakanı ... oğlu ...'a mı, yoksa tümünün ... çocukları ... ve ... ...a mı ait olduğu, taşınmazın miras bırakanlar ... ve ...'a ait olması halinde ortak miras bırakanların, ölüm günlerinden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise taşınmazın payları oranında davalılar ... ve arkadaşlarının miras payına isabet edip etmediği yönünde toplanmıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular da dikkate alındığında yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
O halde, davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacıların miras bırakanı ... ile davacı ve davalıların miras bırakanı ...'un terekelerine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında keşif yapılmalı,
taşınmazın davacıların kök miras bırakanı ... kızı ... ile davacı ve davalıların ortak miras bırakanı ... oğlu ...'a ait olup olmadığı duruksamasız belirlenmeli, taşınmazın her iki miras bırakanın müşterek mülkiyetinde olduğunun belirlenmesi halinde öncelikle ortak miras bırakanlar arasında ve miras bırakanların ölüm günlerinden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı,
yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında kadastro mahkemesinde görülmekte olan aynı nitelikte dava ya da davalar varsa,
usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre,
deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5446, K. 2011/4076, 15 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama