KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5840 E., 2011/4989 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2011
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... Telekomünikasyon A.Ş. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının tam kusurlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamında toplanan delillere uygun düşmemiştir.
HUMK.nun 275. maddesi hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla, mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz. Hâkim raporu serbestçe takdir eder. HUMK.un 284. maddesi hükmüne göre de hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Somut olaya gelince; davalı ...’un kullandığı diğer davalıya ait aracın, davacıya ait havai hatta takılarak direk ve kablolara hasar verdiği ileri sürülmüştür.
Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda, hasar gören tellerin yönetmelik ve şartnamede belirtilen yükseklikte olmadığı, davalı tarafa ait aracın da yüksekliğinin Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde belirtilen azami sınırın üzerinde bulunduğu açıklanmış, mahkemece ayrıca yeni bir bilirkişi incelemesi de yaptırılmaksızın alınan rapora aykırı biçimde, kusurun tamamının davacı şirkette olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya konu olayda hasar bedeli hesabının özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konu olduğu kuşkusuzdur.
Yukarıda açıklanan hukuksal olgu dikkate alındığında, bilirkişi raporlarını yetersiz bulan mahkemenin yeni bir bilirkişi kurulundan rapor almaksızın, hakimin kendi hukuki bilgisi ile kusur değerlendirmesi yapması ve davalının da kusurlu olduğu açıklanmasına rağmen bilirkişi düşüncesine aykırı biçimde, kusurun tamamının davacıya ait olduğunu kabul ederek yazılı şekilde karar vermesi yasal olarak mümkün değildir.
Ayrıca, tellerin yola sarkmış olması nedeniyle hasar meydana gelmiş olsa dahi, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde azami yükseklik sınırını aşan araçla karayolunda seyreden davalı tarafa ait araç sürücüsünün, kazanın meydana gelmesinde etken olduğu gözetildiğinde, davacı tarafın tam kusurlu olduğundan değil, ancak bölüşük (müterafik) kusurundan söz edilebilir. Eksik araştırma, soruşturma ve yasal düzenlemelere aykırı biçimde karar verilemez.
Hal böyle olunca, dosyanın yeniden bir başka bilirkişi heyetine verilmesi, uzman bilirkişi heyetinden BK.nun 44.maddesi hükmü de dikkate alınarak yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olguları yansıtacak biçimde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, raporlar arasında çelişki meydana gelmesi halinde gerekirse üçüncü kez bilirkişi incelemesi yaptırılarak çelişkinin giderilmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davacının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5840, K. 2011/4989, 13 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama