KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/6051 E., 2011/4253 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2011
Karar Metni
456 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve 19 arkadaşı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 119 ada 1 ve 7 parsel sayılı sırasıyla 1968.02 m2 ve 2280.26 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak davalı ... ve arkadaşları adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları tapu kaydına ve paylaşmaya dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların payları oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve 19 arkadaşı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın tutunduğu Şubat 1327 tarih 37 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı, taşınmazın davacıların zilyetliğinde bulunduğu, davalıların zilyetliğinini olmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetmemeye imkan vermediğinden yetersiz olduğu gibi dava konusu taşınmazların tespitine esas alınan ve davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtları ilgili yerlerden getirtilmemiş, taşınmaz başında uygulanmamıştır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı ve davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel bilirkişiler ile uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişiler yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, taşınmazların davacıların tutunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığı anlaşıldığı taktirde, tapu maliklerince usulüne uygun sekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı,
yapılmışsa kime nerenin düştüğü araştırılmalı taksimi ispat yükünün taksim olgusunun iddia eden tarafa ait olduğu hususu dikkate alınmalı, dava konusu taşınmazların tarafların tutundukları tapu kayıtları kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6051, K. 2011/4253, 22 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama