KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/606 E., 2011/597 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2011
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 144 ada 186 parsel sayılı 1.464.681.16 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera vasfıyla tespit edilmiştir. Davacı ... bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davaya konu 144 ada 186 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 01/07/2009 tarihli raporunda (C) harfi ile gösterilen 6512.97 m2 yüzölçümündeki kısmının davacı ... adına tespit ve tesciline; taşınmazın geriye kalan kısmının mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmaz bölümünün mera olmadığı ve davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu 144 ada 186 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi krokisinde (C) harfiyle gösterilen 6512.97 m2 yüzölçümündeki bölümü hakkında keşifte komşu köylerden seçilen bilirkişi ve tanık dinlenmiş ise de taşınmazın davaya konu kesimi dışında kalan ihtilafsız kesiminin kadim mera olup olmadığı dinlenilen bilirkişi ve tanıklardan sorulmadığı gibi dosya içine ibraz edilen fotograflarda mera parseli ile davaya konu (C) bölümünün bitki örtüsü aynı göründüğü halde arada ayırıcı unsur olup olmadığı tam olarak irdelenmemiştir.
O halde mahkemece yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri, tanıklar ve 3 kişilik mera ve çayır bitkilerinde uzman ziraatçi bilirkişi kurulu ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişiler aracılığıyla taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli,
bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaz bölümünün kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişilerinden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, böylece davaya konu taşınmazın mera olup olmadığı,
dava ve temyize konu taşınmaz kesiminin meradan kazanılıp kazanılmadığı kesin olarak belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/606, K. 2011/597, 3 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama