KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/6184 E., 2011/7116 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2011
Karar Metni
443 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin kararda gösterilen gerekçelere göre, davalının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı tarafın manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece koşulları oluşmadığı gerekçe gösterilerek manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamında toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Anayasa'mızın 36. maddesinde herkese, yasal vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olma, savunma ve adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilerek hak arama özgürlüğü düzenlendikten başka, 12. maddesi herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere 17. maddesinde de yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu açıklanarak bu haklar güvence altına alınmıştır.
İ.İ.K.nun 257. maddesi hükmünde düzenlenen ihtiyati haciz isteme hakkının hak arama özgürlüğü kapsamında alacaklıya tanınan bir hak olduğu kuşkusuzdur. Bunun yanında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddelerinde de hukuka aykırı olarak kişilik haklarına saldırılan kişinin saldırıda bulunanlara karşı dava yolu ile koruma isteyebileceği açıklanarak hukuka aykırılığın unsurları belirtilmiş, Borçlar Kanununun 49. maddesinde de saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Haksız yere bir kimsenin mallarının haczettirilmesi, o kimsenin şeref ve haysiyetini ihlal eden, kişilik haklarına saldırı teşkil eden manevi tazminat ile sorumlu tutulmayı gerektiren bir davranıştır.
Somut olaya gelince, toplanan delillerden davalının davacı tarafından ödenmediğini öne sürdüğü bonolardan kaynaklanan alacağının tahsili için ihtiyati haciz kararı alarak davacı şirkete ait banka ve araç kayıtları üzerine haciz koydurduğu, daha sonra itfa nedeniyle takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, mala verilen zararın kişilik hakkına tecavüz mahiyetinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İhtiyati haciz kararı ve bu kararın uygulanmasıyla borçlunun borç ödemekten aciz, borcuna sadık olmayan bir kişi konumuna düşeceği ve iş ve aile çevresinde itibarının zedeleneceği, kişilik haklarının zarar göreceği kuşkusuzdur. Bu olgu gözetildiğinde ihtiyati hacizden kaynaklanan manevi tazminat davalarında davacı tarafın manevi zararının gerçekleştiği kabul edilir.
Davalının gerçekten alacaklı olmadığı halde, ihtiyati haciz uygulattığı sonucuna varılması nedeniyle, manevi tazminat isteminin kabulü gerekir.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak mahkemece davacı tarafın manevi tazminat isteminin kabulü ile makul bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6184, K. 2011/7116, 22 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama