KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/624 E., 2010/675 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2010
Karar Metni
1.219 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 183 ada 13 parsel sayılı 5.755,72 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı ..., 122 ada 34 parsel sayılı 6.513,72 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacının ortak miras bırakanı ölü ... adına tespit edilmiş, 122 ada 42 parsel sayılı 9.679,19 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise harman yeri niteliği ile sınırlandırılmış, 3 adet buğday kuyusunun üzerinde bulunduğu 183 ada 28 parsel sayılı taşınmazın batısında bulunan taşınmaz ise kadastro paftasında yol olarak gösterilmiş tutanağı düzenlenmemiştir.
Davacı ... kendi adına tespit gören 183 ada 13 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 11.000 metrekareye tamamlanması; ortak miras bırakan adına tespit gören 122 ada 34 parsel sayılı taşınmazın ise yüzölçümünün yaklaşık 10.000 metrekareye tamamlanarak tutanağı düzenlenmeyen taşınmaz üzerinde bulunan 3 adet kuyu ile birlikte adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 122 ada 34 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tesciline, diğer davacı istemlerinin reddine ve 122 ada 42 parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı 183 ada 13, 28 ve 29 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davaya konu 122 ada 42 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde genel harman yeri olduğu mahkemece yapılan keşif ve uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacının bu taşınmaza yönelik olarak açtığı davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacının 122 ada 42 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Nevarki, kadastro hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. Davaya konu 122 ada 42 parsel sayılı taşınmazın genel harman yeri olduğu belirlendiğine ve bu taşınmaza yönelik davanın reddine karar verildiğine göre taşınmazın genel harman yeri niteliği ile sınırlandırılması ve özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken tespit gibi tesciline karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi davaya konu olmayan 183 ada 13,
28 ve 29 parsel sayılı taşınmazlara ait tutanak asıllarının ve dayanak belgelerinin tutanaklar devredilmiş ise Tapu Sicil Müdürlüğüne aksi halde kadastro işlemlerinin tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken sanki davalıymış gibi bu taşınmazlar yönünden de taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tespit gibi tescil kararı verilmesi dahi isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm yerinin 2 numaralı bendinin çıkartılmasına, yerine “ Davaya konu ...
İlçesi, ... Kasabası, ... Mahallesi, ...
Mevkii 122 ada 42 parsel sayılı taşınmazın genel harman yeri niteliği ile sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına, davaya konu olmayan 183 ada 13, 28 ve 29 parsel sayılı taşınmazların tutanak asılları ve dayanak belgelerinin, tutanaklar devredilmiş ise Tapu Sicil Müdürlüğüne, aksi halde kadastro işlemlerinin tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine,” sözlerinin yazılmasına, davaya konu 122 ada 42 ve davaya konu olmayan 183 ada 13, 28 ve 29 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak verilen hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA,
2-Davacının davaya konu 122 ada 34 ve 183 ada 16 parsel sayılı taşınmazlarla, tutanağı düzenlenmeyen ve kadastro tespiti sırasında yol olarak tespit dışı bırakılan taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 122 ada 34 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, 183 ada 16 parsel sayılı taşınmaz ile buğday kuyuları hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26 ncı maddesi hükmünde kadastro mahkemelerinin görevinin taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlayacağı açıklanmıştır. Kadastro mahkemeleri kural olarak tespit tutanağı düzenlenip askı ilanına çıkarıldıktan sonra askı ilan süresi içinde ve tespitten önceki hukuksal nedenlere dayalı olarak açılan davalara bakmakla görevlidir. Tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlara ilişkin davalarla tutanaklar kesinleştikten sonra açılan davalara ve tespitten sonraki hukuksal nedenlere dayalı olarak açılan davalara bakmak kadastro mahkemelerinin görevi dışında kalıp genel mahkemelerin görevine girmektedir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınır.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olduğundan bir davada taraf koşulunun gerçekleşip gerçeklemediğinin de görev gibi taraflarca öne sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden incelenmesi gerekir. Davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir.
HUMK.nun 45 inci maddesi hükmünde ise, aralarında bağlantı bulunması halinde aynı mahkemede görülmekte olan davaların mahkemece davanın her safhasında istek üzerine veya kendiliğinden birleştirilebileceği, davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantının var sayılacağı açıklanmıştır.
Somut olaya gelince, davacı ... kendi adına tespit edilen 183 ada 13 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu, eksikliğin bir kısım davalılar adına tespit edilen 183 ada 16 parsel sayılı taşınmazda kaldığını öne sürerek anılan parselin tespit malikleri aleyhine, ortak miras bırakanı ölü ... adına tespit edilen taşınmazın tümünün kendisine ait olduğunu öne sürerek ölü ...'ın bir kısım mirasçıları aleyhine dava açmış, ayrıca yol olarak bırakılan taşınmaz üzerinde bulunan 3 adet buğday kuyusunun da adına tescilini dava etmiştir.
Dosya içeriğinden davaya konu edilen buğday kuyularının kadastro tespiti sırasında yol olarak tespit dışı bırakılan ve tutanağı düzenlenmeyen taşınmazda kaldığı, 122 ada 34 parsele sayılı taşınmazın tespit maliki ölü ...'ın davacı ve bir kısım davalılar dışında davada taraf olmayan başka mirasçılarının da bulunduğu, davaya konu 183 ada 16 parsel sayılı taşınmazın Yunak Kadastro Mahkemesinin 2005/101 esas sayılı dosyasında da davalı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenler ve az yukarıda açıklanan hukuksal olgular birlikte değerlendirildiğinde tutanağı düzenlenmeyen ve yol olarak tespit dışı bırakılan taşınmazda kalan kuyularla ilgili olarak açılan davanın kadastro mahkemesinde görülemeyeceği, genel mahkemelerde bakılması gerektiği, mirasçılar arasında zorunlu arkadaşlık bulunduğundan 122 ada 34 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan dava yönünden de tespit maliki ölü ...'ın dava dışı diğer mirasçıları ... ve paydaşlarının da davada taraf olması gerektiği,
183 ada 16 parsel sayılı taşınmazla ilgili dava yönünden ise taşınmazın Kadastro Mahkemesinin 2005/101 esas sayılı dosyasında da davalı olduğu ve bunlardan birinde verilecek kararın diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözetildiğinde bu davaların birleştirilmesinin ve birleştirilerek görülmesinin zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece bu olgular göz ardı edilerek hüküm verilmiştir. Yasal düzenlemeler göz ardı edilerek hüküm verilemez.
O halde mahkemece öncelikle tutanağı düzenlenmeyen ve kadastro tespiti sırasında yol olarak tespit dışı bırakılan taşınmazda kalan kuyularla ilgili olarak açılan davaya bakmanın kadastro mahkemesinin görevi dışında kaldığı dikkate alınarak kuyularla ilgili dava tefrik edilip ayrı bir esasa kaydedilmeli, daha sonra tefrik edilen dosyada dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, dosyanın miktara göre görevli genel mahkemeye gönderilmesine karar verilmeli, 122 ada 34 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan dava yönünden tespit maliki ölü ...'ın dava dışı diğer mirasçıları ... ve paydaşlarının davaya dahil edilmesi için davacıya imkan tanınmalı,
dava dilekçesi ve duruşma günü tespit malikinin dava dışı diğer mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, husumet yaygınlaştırılarak bu yolla taraf koşulu oluşturulmalı, duruşmaya geldiklerinde bu mirasçılardan da davaya karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, 183 ada 16 parsel sayılı taşınmazla ilgili dava yönünden dava dosyası Yunak Kadastro Mahkemesinin 2005/101 esas sayılı dosyası ile birleştirilmeli, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/624, K. 2010/675, 15 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama