KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/6444 E., 2011/5702 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2011
Karar Metni
741 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 103 ada 254, 236 ada 30,91, 237 ada 19, 190 ada 70,83,84,86 ve 120 parsel sayılı taşınmazlar sit alanında kaldığından söz edilerek davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece karar ve ilam harcının süresinde yatırılmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına, taşınmazların tespit gibi davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine karşı askı ilan süresi içinde açılan kadastro tespitine itiraz davası olup 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca harca tabidir. Gerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/1. maddesi ve gerekse 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağını ve müteakip işlemler yapılamayacağına amirdir. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi halinde eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde açıklanmıştır.
Buna göre; genel hukuk mahkemelerinde, dava harçlarının eksik ödendiğinin yargılama sırasında anlaşılması halinde yalnızca o celseye devam olunur ve davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için uygun bir mehil verilir. Harç tamamlanmadıkça yargılamaya devam olunmaz ve 1086 sayılı HUMK’un 409. maddesinde yazılı süreler içinde eksik harcın tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/2 maddesi uyarınca Kadastro Hakimi, dava harcı ile yargılama giderlerinin tespit ve hesaplanmasında ilgili taşınmaz mala ait son beyan dönemi emlak vergisi değerini yani kadastro tutanağında yazılı “harca esas değeri” dikkate alır. Aynı maddenin 1. fıkrasında ise “Taraflardan her biri dava harcını, dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorundadır.
Davacı, hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderleri mahkeme veznesine yatırmadığı takdirde onunla ilgili delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddede yer alan “onunla ilgili delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılır” ifadesi, bu yaptırımın delillere ilişkin yargılama giderleriyle ilgili olduğunu göstermektedir.
Dolayısı ile 3402 sayılı Kadastro Kanununda davacı tarafın ödemekle zorunlu olduğu harcı tam olarak ödememesi halinde ne yapılması gerektiği hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Bu durumda değerlendirilecek husus 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde yazılı ve 1086 sayılı HUMK’un 409. maddesine atıf yapan hükmün Kadastro Mahkemelerinde de uygulanıp uygulanamayacağıdır.
Bilindiği gibi, Kadastro Mahkemeleri yer yer HUMK’unda yazılı genel usul kaidelerinden farklı yargılama usulüne tabidir. Bu farklılıkların amacı, bir tasfiye kanunu olan Kadastro Kanunu’nun hedeflerine uygun olarak yargılamayı hızlandırarak mülkiyet ihtilaflarını bir an önce sonuçlandırmak ve tapu sicilinin kısa sürede oluşmasını sağlamaktır. Bu hedefe yönelen farklılıklardan bir tanesi de 1086 sayılı HUMK’un 409. maddesidir.
Kadastro Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca, HUMK’un 409. maddesinin aksine tarafların yokluğunda da yargılamaya devam olunur; davanın takip edilmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilemez. Hal böyle olunca, eksik harç durumunda Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinin atfı ile HUMK’un 409. maddesinin uygulanması Kadastro Yargılamasının amacıyla bağdaşmamaktadır.
Ancak, Kadastro Kanunu’nun 28. maddesinde dava dilekçesinde dava sebep ve delillerini bildirmeyen yani dava dilekçesini usulüne uygun şekilde tanzim etmeyen davacının, çıkartılacak meşruhatlı davetiyeye rağmen ilk celseye kadar bu eksiklikleri tamamlamaması halinde davanın açılmamış sayılmasına ve çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesciline karar verileceği hükmü yer almaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/1, 28 ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri kadastro yargılamasının amacı da dikkate alınmak suretiyle birlikte değerlendirildiğinde Kadastro Mahkemelerinde, eksik harç halinde mahkemenin davacı tarafa uygun bir kesin mehil vermesi, mehle uymamanın neticelerinin davacı tarafa ihtar olunması, verilen mehil içinde harcın
yatırılmaması halinde doğrudan davanın açılmamış sayılmasına ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Somut olayda mahkemece davacı tarafın yatırması gereken nispi peşin harcı eksik ödediği tespit edilmiş ve doğru olarak eksik harcın tamamlanması için duruşmada hazır bulunan davacı vekiline 09.07.2007 tarihli celsede kesin mehil verilmiş, kesin mehil içinde harcın tamamlanmaması halinde “davanın açılmamış sayılmasına ve tespit gibi tescile karar verileceği” ihtar edilmiştir. Ancak müteakip celselerde bu prosedür tamamlanmamış ve yargılamaya devam olunmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6444, K. 2011/5702, 4 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama