KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/667 E., 2010/5337 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2010
Karar Metni
344 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 131 ada 3 parsel sayılı 1867,70 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına, 114 ada 66 parsel sayılı 1087,41 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise davacı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına, dava konusu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı ...'a 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28/2 maddesi hükmüne göre gönderilen tebligata rağmen duruşmaya katılmayıp delillerini bildirmediği gerekçe gösterilerek davanın reddine dair hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı gerçek ve tüzel kişiler, dava sebep ve delillerini dilekçelerinde bildirmek zorundadır. Dilekçede bu husus bildirilmemiş ise, hakim gönderilecek davetiye ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28/2 maddesi hükmüne göre dava sebep ve delillerini bildirmesini davacıya tebliğ eder. Davacı, ilk duruşma oturumuna kadar dava sebep ve delillerini dilekçe ile veya ilk oturuma gelmek suretiyle bildirmez ise, hakim, davanın açılmamış sayılmasına ve tespit gibi tescile karar verir. Bu hüküm davetiyede açıkça belirtilir. 30 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü saklıdır.
Somut olayda davacı ...'ın verdiği dava dilekçesinde dava sebep ve delillerinin açıkça bildirildiği,
zilyetliğe dayanarak dava açtığı dikkate alındığında aleyhine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28/2 maddesinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
O halde mahkemece davacı tarafından dava dilekçesinde gösterilen tüm deliller toplanmalı, dosya keşfe hazır ... getirilmeli, ondan sonra gerektiğinde aynı Kanunun 36.maddesi hükümlerinin uygulanacağı düşünülmeli, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre davanın esası yönünden bir hüküm kurulması gerekirken, yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de;
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/667, K. 2010/5337, 29 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama