KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/6791 E., 2011/5292 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2011
Karar Metni
533 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Sodium Teks Ürün Yık. Boy ve Altın Top San.Tic.Ltd.Şti. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, haksız fiilden bir başka deyişle kaçak su kullanımından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç da yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
İSKİ Tarifeler Yönetmeliği'nin 36. maddesinde abone olmaksızın İSKİ‘ye ait su taşıyan borulardan veya yer altı suyu kaynaklarından herhangi bir teknik düzenle su almak kaçak su kullanma fiili olarak tanımlanmış; kullanma, süresi, ölçü sisteminin mühür altına alındığı tarih, son endeks tespit tarihi suyun kesildiği tarih, abonman sözleşmesi imza tarihi, varsa daha önce kaçak su kullandığına ait tutanağın tarihi, binaya yeni taşınılmış ise yerleşme tarihi, ana hattan bağlantı yapıldığı tarih ve bilenlerin yazılı ve imzalı beyanları ile İSKİ tarafından belirlenecek diğer tespit şekillerinde dikkate alınarak tespit edileceği,
hesaplanan sürenin 90 günden fazla olması durumunda inandırıcı delil ve belgelerle ispatı ve ibrazı gerekli olduğu, bunun mümkün olmaması durumunda kaçak su kullanım süresi abone olmayanlar için, 90 gün kabul edileceği ve hesaplamaların bu süre üzerinden yapılacağı, süre tespitinde kullanım yerinin çalışma özelliği de gözönüne alınacağı ve kaçak su kullanım süresinin 1 yılı geçemeyeceği; sözleşmesiz sayaçsız kaçak su kullananlara kaçak su tutanağı düzenleneceği, kaçak su kullanan birimin türüne,
niteliklerine ve çalışan kişi sayısına göre yönergede belirlenecek yeterli izleme dönemi sonucunda tespit edilecek averaj baz alınarak kaçak su cezası tahakkuk ettirileceği açıklanmıştır. Ayrıca, HUMK.nun 275. maddesi hükmüne göre, ancak çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınmasına karar verilebilir. Seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; davalı şirketin faaliyette bulunduğu işyeri adresinde abonesiz olarak su kullandığı gerekçesiyle tutanak düzenlendiği, davacı tarafından tahakkuk ettirilen bedelin ödenmesi istemiyle davanın açıldığı, davalının zamanaşımı def’inde bulunduğu ancak bu hususta mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, yargılama sırasında mahkemece mahallinde keşif yapılmadığı ve bilgisine başvurulan jeofizik mühendisinin raporu doğrultusunda karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davalının zamanaşımı def’inin yerinde görülmesi halinde davanın esasına girilmesine gerek kalmayacağından mahkemece öncelikle zamanaşımı def’inin ön sorun yapılarak bu savunma konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği, zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi halinde ise rapor düzenleyen bilirkişinin, davanın konusunu oluşturan kaçak su bedeli hesabı konusunda uzman olmadığı ve kaçak su bedelinin yukarıda açıklanan yönetmelikteki yönteme göre, keşif yapılarak kaçak su kullanan birimin türüne, niteliklerine, çalışan kişi sayısına göre belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alınarak, öncelikle zamanaşımı def’inin ön sorun yapılarak bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi, zamanaşımı def’in yerinde olmadığının belirlenmesi halinde ise mahkemece taraflarca sunulan tüm deliller toplandıktan sonra kaçak su kullanımı konusunda uzman olan mühendis bir bilirkişi eşliğinde davalıya ait işyerinde keşif yapılması, işyerinin tutanak tarihlerindeki büyüklüğü, kaçak su kullanan birimin türü, nitelikleri ve çalışan kişi sayısına göre kaçak su miktarı ve bedelinin duraksamasız saptanarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davalının temyiz itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6791, K. 2011/5292, 20 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama