KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/6983 E., 2011/5680 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2011
Karar Metni
447 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Tutanak tarihinde yürürlükte bulunan ve 1.3.2003 tarihinde yürürlükten kalkan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği’nin 40. maddesi hükmünde teşekkül veya şirketin yazılı izni olmaksızın elektrik şebekesine bağlantı yapmak veya yaptırmak kaçak elektrik kullanma olarak tanımlanmış, 42. madde hükmünde ise, kaçak elektrik kullanma süresinin, abone olmayanlar için ise 90 (doksan) gün kabul edileceği ve hesaplamaların bu süreler üzerinden yapılacağı, kaçak kullanım süresinin hiçbir zaman bu süreleri aşamayacağı, aboneli ve abonesiz kaçak kullanım halinde belirtilen süreler dışında abonenin elektrik kullandığının inandırıcı kanıt ve belgelerle tespit edilmesi halinde en fazla 6 ay geriye dönük normal tüketim işlemi yapılacağı düzenlenmiştir.
Ayrıca, HUMK'nun 275. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hâkimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, davacı şirket görevlilerinin 24.02.2003 tarihinde davalı meskeninde abonesiz kaçak elektrik kullanıldığını belirlemeleri üzerine davalı hakkında kaçak elektrik tutanakları düzenledikleri, yargılama sırasında bilgisine başvurulan serbest mali müşavir bilirkişi tarafından kaçak elektrik tüketimi hesabının tutanak tarihinden sonra yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre yapıldığı, raporda tahakkuk ettirilen kaçak elektrik bedelinin davalı tarafından ödendiğinin ve davacı tarafından mükerrer tahsilata yol açacak şekilde işlem yapıldığının açıklandığı,
mahkemece de benimsenen bu bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Rapor düzenleyen bilirkişinin hesap işinde uzman olduğu, davanın konusunu oluşturan kaçak elektrik kullanımı konusunda uzman olmadığı bu nedenle bilirkişi olarak dinlenemeyeceği; öte yandan, davalının sorumlu tutulabileceği bedelin tutanak tarihinde yürürlükte olan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği hükümlerine göre hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca mahkemece dava dosyasının kaçak elektrik konusunda uzman olan elektrik mühendisi bir bilirkişiye verilerek kaçak kullanım olup olmadığı var ise kaçak elektrik bedelinin belirlenmesi konusunda tutanak tarihinde yürürlükte olan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlettirilmesi, davalı tarafından yapılan ödemelerin dava konusu kaçak elektrik tutanaklarına ilişkin olup olmadığının belirlenmesi, dava konusu kaçak elektrik tutanaklarına ilişkin olarak davalı tarafından ödeme yapıldığının tespiti halinde hesaplamada dikkate alınarak mükerrer ödemeye meydan verilmemesi gerektiğinin bilirkişiye hatırlatılması gerekirken, konusunda uzman olmayan bilirkişiden alınan yetersiz bilirkişi benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6983, K. 2011/5680, 4 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama