KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7295 E., 2011/5528 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2011
Karar Metni
320 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 745 parsel sayılı 7450 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, tespite esas alınan dayanak tapu kaydının taşınmaza ait olmadığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalı tarafın tutunduğu ve tespitte esas alınan tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Davalı tarafın tutunduğu Mayıs 301 tarih 276 sayılı tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri dikkate alındığında, tapu kaydının değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olduğu, bu nedenle kapsamının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yüzölçümüyle belirlenmesinin zorunlu olduğu kuşkusuzdur.
Tespite esas alınan Mayıs 301 tarih 276 sayılı tapu kaydında "Kendi çaşurluğu ve hark" olarak okunan sınır yeri zeminde aynı yönü gösterdiğine göre tapu kaydının üç hududu ile taşınmaza uyduğu, eylemli olarak da dava konusu taşınmazın sınırında 884 ve 887 parsel sayılı mera taşınmazlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca tapu kayıt miktar fazlasının meradan kazanıldığının kabulü gerekir.
Kural olarak meralar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7295, K. 2011/5528, 29 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama