KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7407 E., 2011/5533 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2011
Karar Metni
482 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 282 ada 2 parsel sayılı 39.271.03 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalılar ..., ..., adına, 300 ada 4 parsel sayılı 24.838.20 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise davalı ... adına, tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların davacının miras bırakanı Kasım Şahin'den kaldığı, mirasçıları arasında paylaşılmadığı, mirasçılardan Kazım Şahin tarafından davalı üçünçü şahıslara satıldığı, mirasçı Kazım Şahin'in tek başına yaptığı satışın geçerli olmadığı ancak satış tarihi ile tespit tarihi arasında geçen süre dikkate alındığında davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazların davacının miras bırakanı Kasım Şahin'den kaldığı, mirasçılar arasında paylaşılmadığı hususunda yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçılarından Kazım Şahin tarafından yapılan satışa değer verilip verilemeyeceği yönünde toplanmıştır.
Dava konusu 282 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan 09.06.1989 tarihli senet ile 300 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan 02.06.1995 tarihli senetlerin tanzim tarihleri ile tutanakların tespit tarihleri arasında 20 yıllık sürenin geçmediği kuşkusuzdur. Dinlenen mahalli bilirkişiler ise dava konusu taşınmazların 1980'li yılların başlarında satıldığı yönünde beyanda bulunmaları karşısında çelişki hasıl olduğu halde çelişki giderilmeden mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilerek karar verilmiştir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacının miras bırakanı Kasım Şahin'e ait tüm mirasçılarını gösterecek şekilde nüfus kaydı ile davacı tarafından davalı ...'a karşı ecrimisil talebiyle açılan dava dosyası mahkemesinden getirtilmeli, davalılardan tanıklarını liste halinde dava dosyasına ibraz etmeleri istenilmeli, daha sonra kolluk marifeti ile tespit edilecek yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, üç kişilik yerel bilirkişi heyeti ile uzman bilirkişi fen elemanı, davacının bildirmiş olduğu tanıkları, davalıların bildirecekleri tanıkları,
tespite eses alınan senetlerde isimleri geçen tanıklar ve tutanak bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazların ne zaman satıldığı, davalıların taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, dinlenecek olan yerel bilirkişi, tutanak bilirkişileri, tarafların tanıkları ve senet tanıklarının beyanları arasında aykırılık olduğu taktirde aykırılık duraksamasız şekilde giderilmeli, satışların senet tarihinde mi,
yoksa senet tarihinden önce mi yapıldığı ihtilafsız olarak belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve sonucuna göre bir hüküm kurulmalı, ayrıca davacının kendi payına yönelik dava açtığı göz önünde bulundurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7407, K. 2011/5533, 29 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama