KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7629 E., 2011/6433 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2011
Karar Metni
361 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 102 ada 8 ve 76, 133 ada 2, 134 ada 3, 28 ve 30 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 102 ada 8 parsel sayılı taşınmaz davalı ... ve ... adına, diğer taşınmazlar davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak 134 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tamamının adına tescili istemiyle, davacı ... dava konusu taşınmazların meraya ve yola tecavüzlü olduğunu öne sürerek tüm taşınmazlar hakkında ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı ...'nun davasının kabulüne, 134 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline, davacı ...'in davasının reddine, 102 ada 8 ve 76, 133 ada 2, 134 ada 28 ve 30 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Kural olarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmünün bir davada uygulanabilmesi için kanıtlama yükümlülüğünün keşif giderlerini karşılamak üzere kendisine önel verilen gerçek ya da tüzel kişiye ait olması, uyuşmazlığın çözümünün taşınmaz başında keşif yapılmasını zorunlu kılması, ilgilinin kendisine verilen makul önel ya da koşullarının varlığı halinde verilen kesin önel içerisinde özrü olmaksızın keşif giderlerini yöntemine uygun biçimde mahkeme veznesine depo etmemiş olması gerekir.
Dava ve temyize konu taşınmazlar üzerinde keşif yapılmasının zorunlu olduğu, kanıtlama yükümlüğünün de davacı tarafa ait bulunduğu kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7629, K. 2011/6433, 27 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama