KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7801 E., 2011/2853 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2011
Karar Metni
273 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 4047, 4065, 4069 parsel sayılı sırasıyla 47.397,00 m2, 63.156,12 m2, 18.352 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak bir kısım davacı, davalılar ve dava dışı şahıslar adına tespit edilmiştir.
Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak davalılar ... ve arkadaşlarının paylarına yönelik dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların komisyon kararı gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde davalıların, ...'in mirasçısı olmadığını öne sürerek bu davayı açmış, daha sonra da kadastro tespitine ve komisyon kararına esas alınan mirasçılık belgesinin iptali istemiyle Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/718 Esas sayılı dosyası ile dava açmış ancak bu davadan mirasçılık belgesinin doğru olduğunu öne sürerek feragat ettiğinden 2000/626 sayılı kararla davanın reddine karar verilmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesinin dava dosyası davacı aleyhine güçlü delil olup davacı bu güçlü delilin aksini daha güçlü delilerle ispat edememiştir. Nitekim yargılama sırasında davacı dava konusu taşınmazların dedesi ...'ya manevi babası ...'den kaldığını, ...'nin çocuksuz ve dul olarak 1328 tarihinde ölümü ile mirasının tamamının manevi evladı ...'ya, ...'nında 1952 yılında ölümü ile babası İsmail'e, İsmail'inde 1971 yılında ölümü ile kendisi ve kardeşlerine kaldığını öne sürmüştür.
Ne var ki ... Medeni Kanunun yürürlüğünden önce öldüğünden manevi evladın yasal mirasçı olamayacağı kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7801, K. 2011/2853, 27 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama