KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7884 E., 2011/5527 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2011
Karar Metni
518 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar ..., ... ve davalı ...tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 517 ada 11 parsel sayılı 8731.81 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle davalı olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Kadastro tespitinden önce davacı Orhan Şen tarafından davalı ...ve Adatepe Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Davacılar ... ve ... tarafından diğer davalılarla birlikte Orhan Şen'in de davalı gösterilmek suretiyle aynı nedenlerle açtıkları dava ile ilgili dava dosyaları birleştirildikten sonra yapılan yargılama sonucu mahkemece, davacı-davalı Orhan Şen'in davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı-davalı Orhan Şen mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar ... ve ... ile davalı ...tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 517 ada 11 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde davacı Orhan Şen yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dava konusu taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal olgulara dayanılarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5.maddesi hükmü uyarınca malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Hal böyle olunca somut olayda aynı yasanın 30. maddesi hükmünün uygulanacağı kuşkusuzdur. Bir başka anlatımla, mahkemece gerçek malikin belirlenmesi zorunludur.
Davacı Orhan Şen taşınmazın kendisine ait olduğu, diğer davacılar ... ve ... ise taşınmazı asıl dosyanın davacısı Orhan şen ile birlikte satın aldıklarını, üçünün zilyetliğinde olduğu iddiasıyla dava açtığına göre davanın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur.
Mahkemece sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için öncelikle; malikhanesi açık olarak tespit edilip, kadastro tespit tutanağı askıya çıkarılmadan tutanak aslı Kadastro Mahkemesine gönderildiğine göre, somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11. maddesi hükmünde öngörülen otuz günlük askı ilanlarının yöntemine uygun şekilde yapılması, zorunludur. Kural olarak askı ilanları yapılmadıkça Kadastro Hakiminin duruşma oturumunu açmasına yasal olanak bulunmamaktadır.
Bu olgu kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gereklidir.
Daha sonra taraflardan tanıklarını liste halinde dava dosyasına ibraz etmeleri istenilmeli, kolluk marifeti ile tespit edilecek yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, üç kişilik yerel bilirkişi heyeti ile uzman bilirkişi fen elemanı, tarafların tanıkları hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, dinlenecek olan yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında aykırılık olduğu taktirde duraksamasız giderilmeli, ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit yada tescil edilip edilmediği Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve sonucuna göre bir hüküm kurulmalı,
ayrıca adına tesciline karar verilecek kişi ya da kişilerin adı ve payları infazda tereddüt hasıl olmayacak şekilde hüküm yerinde gösterilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7884, K. 2011/5527, 29 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama