KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7888 E., 2011/5731 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2011
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 105 ada 2 parsel sayılı 6869,55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ... ve paydaşları adına, aynı ada 3 parsel sayılı 5381,07 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ... adına, aynı ada 4 parsel sayılı 6883,23 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ... ve paydaşları adına miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, aynı ada 7 parsel sayılı 11146,77 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kaydına dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tespit edilen dava dışı 105 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümlerinin eksik tespit edildiğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Somut olayda, kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de; gerekli koşulları içermediği; davaya konu taşınmazlara dıştan komşu parselleri de gösterir şekilde kadastro paftası getirtilerek dava konusu taşınmazların güney sınırındaki ...
Köyü Çalışma Alanında kalan komşuları tespit edilerek bu taşınmazlara ait onaylı tutanak örnekleri, varsa dayanağı tapu kaydının Tapu Sicil Müdürlüğünden, vergi kaydının ilgili merciinden ya da Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden, dava konusu ise dava dosyalarının ilgili mahkemesinden getirtilmediği, bu suretle dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmediği dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Öte yandan; davacının 23.06.2009 tarihli duruşmada belirlenen keşif avansını süresinde mahkeme veznesine depo ettiği, ancak keşfin davacıdan kaynaklanmayan bir nedenden dolayı yapılamadığı hususu da gözönüne alındığında mahkemece oluşturulan ara kararının kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7888, K. 2011/5731, 6 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama