KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7974 E., 2011/5965 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2011
Karar Metni
522 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 120 ada 114 parsel sayılı 37.527.99 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bademlik niteliği ile davalı ... adına, 120 ada 111 parsel sayılı 36.973.16 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise tarla niteliği ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, 120 ada 111 parsel sayılı taşınmazın davacı Hazine adına, 120 ada 114 parsel sayılı taşınmazın ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hazine'nin temyizi, 120 ada 114 nolu, davalı ...'nın temyizi ise, 120 ada 111 parsel sayılı taşınmazla ilgili oluşturulan hükme yöneliktir.
Mahkemece dava ve temyize konu 120 ada 114 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde zilyet davalı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, 120 ada 111 parsel sayılı taşınmazın ise devletin huküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğu,
taşınmaz üzerinde tespit gününde davalı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Hal böyle olunca uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin ve tespit bilirkişisi ...'un beyanları soyut ve gerekçesiz olduğu gibi ziraatçi bilirkişinin dosyaya sunduğu rapor da denetimden uzaktır. Böylesine eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm verilemez.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri yeniden taşınmazlar başında usulün 259. maddesi hükmüne uygun biçimde ayrı ayrı dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, uzman bilirkişilerden muhdesat niteliğindeki badem ağaçlarının zemindeki dağılımını,
yaşını, malikini ve cinsini gösterir rapor alınmalı, raporun keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı, gerekçeli olması gerektiği düşünülmeli, taşınmazları dört yönden gösterecek şekilde fotoğraflarının çekilerek dosyaya konulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve hükmü temyiz etmeyen taraflar yönünden kesinleşen yönler de gözönünde bulundurularak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7974, K. 2011/5965, 12 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama