KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/980 E., 2011/681 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2011
Karar Metni
1.104 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve ... kızı ... ile davalı ... ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 110 ada 76, 111 ada 13, 140 ada 48, 145 ada 60, 49 ve 146 ada 8 parsel sayılı sırasıyla 261,09 m2, 206,93 m2, 10.944,05 m2, 5.680,47 m2, 1.111,07 m2 ve 3.786,77 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı ... ..., 145 ada 48 ve 146 ada 11 parsel sayılı sırasıyla 13.558,97 m2 ve 11.578,92 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı ... kızı ... adına miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir.
Davacı ... ve ... kızı ... miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazların ortak miras bırakan ... ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu 110 ada 76, 111 ada 13, 140 ada 48, 145 ada 48 ve 60 parsel sayılı taşınmazların ortak miras bırakan ... ... mirasçıları adına Akseki Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.1.2008 tarih ve 2008/21-14 E.-K. sayılı veraset ilamında belirtilen payları oranında, dava konusu 145 ada 49, 146 ada 8 ve 11 parsel sayılı taşınmazların ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve ... kızı ... ile davalı ... ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 110 ada 76, 111 ada 13, 140 ada 48, 145 ada 60, 49, 146 ada 8, 145 ada 48 ve 146 ada 11 parsel sayılı taşınmazların ortak miras bırakan ... ...’dan kaldığı, mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılmadığı, dava konusu 146 ada 8, 11 ve 145 ada 49 parsel sayılı taşınmazların da ortak miras bırakan ... ...'a ait iken miras bırakan tarafından 26.8.1954 ve 12.2.1966 tarihli senetlerle davalı tarafa satıldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı taraf dava konusu taşınmazların ortak miras bırakan ... ...’dan kaldığını, paylaşmanın yapılmadığını öne sürerek taşınmazların miras bırakan ... ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Davalı taraf ise yargılama sırasında, dava konusu 145 ada 48, 49 parsel sayılı taşınmazları 12.2.1966 tarihli satış senedi, 146 ada 8 ve 11 parsel sayılı taşınmazları da 26.8.1954 tarihli satış senedi ile satın aldığını, 140 ada 48 parsel sayılı taşınmazın miras bırakan ... ... tarafından davalı tarafa bağışlandığını, dava konusu diğer taşınmazların ise yapılan paylaşım sonucu kendilerine düştüğünü öne sürmüştür.
Dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... ...’dan kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı, dava konusu 145 ada 48, 49, 146 ada 8 ve 11 parsel sayılı taşınmazların ortak miras bırakan tarafından davalı tarafa satılıp satılmadığı, 140 ada 48 parsel sayılı taşınmazın da davalı ... ...’a bağışlanıp bağışlanmadığı yönünde toplanmıştır.
Dava konusu 145 ada 48, 49, 146 ada 8, 11 ve 140 ada 48 parsel sayılı taşınmazlar tapusuz olup, menkul mal niteliğinde olduğuna göre taşınmazların satışı ve bağışlanması ile birlikte zilyetliğin devri halinde mülkiyet karşı tarafa geçer ve bu husus her türlü delil ile de kanıtlanabilir. Ancak mahkemece davalı tarafın tutunduğu senetlerdeki tanıkların bilgisine başvurulmadan ve satışın varlığı yerel bilirkişi ve tanıklarca da doğrulanmadan senetlere itibar edilerek karar verilmiştir.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının, bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgularda dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak
yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız,
yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı,
yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli,
mirasçılar arasında aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de göz önüne alınmalı, özellikle,
sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı göz önünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı,
öte yandan davalı tarafın tutunduğu 26.8.1954 ve 12.2.1966 tarihli satış senetlerinde imzası bulunan tanıklar, yerel bilirkişiler ve tarafların göstereceği tanıkların bilgisine başvurulmalı, senetler keşif mahallinde yöntemine uygun şekilde uygulanarak kapsamları belirlenmeli, dava konusu 145 ada 48, 49, 146 ada 8 ve 11 parsel sayılı taşınmazların ortak miras bırakan tarafından davalı tarafa satılıp satılmadığı, dava konusu 140 ada 48 parsel sayılı taşınmazın bağışlanıp bağışlanmadığı, miras bırakanı tarafından zilyetliğin karşı tarafa devredilip edilmediği,
davacı ... kızı ...’ın ortak miras bırakan ... ’ın mirasçısı olup olmadığı tespit edilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/980, K. 2011/681, 14 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama