KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/1049 E., 2012/238 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2012
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... mirasçısı ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 144 ada 17 parsel sayılı 8.744,48 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... mirasçısı ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı ... ve paydaşlarının tutunduğu 4.8.1938 tarih ve 246 sayılı iskan tapu kaydından gelen 22.9.1967 tarih ve 146 sayılı tapu kaydının dava konusu 144 ada 17 parsel sayılı taşınmaza uymadığı, dava konusu taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının iskanen Mevlüt oğlu Dursun ve ailesi adına oluştuğu dava konusu taşınmaza komşu 144 ada 14 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 08.08.1938 tarih ve 445 sayılı tapu kaydının kuzey sınırının davalı taşınmazın tapu kayıt maliki Dursun'u sınır okuduğu belirlenmiştir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak
../..
2011/1049-2012/238 S.2
bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, davalı tarafın tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, kayıtta tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtta tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri,
dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, dava konusu taşınmazın davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmaz yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli,
dava konusu taşınmazın davacı tarafın zilyetliğinde bulunduğu belirlenmesi halinde davalı taraf adına iskanen oluşan işbu tapu kaydında da müşterek mülkiyet hükümleri geçerli olduğu gözönünde tutularak tapu kaydının 27.1.1956 gününde ölen tapu kayıt maliki ... ile 1.7.1968 gününde ölen tapu kayıt maliki ...’ın payları yönünden hukuki kıymetini yitirebileceği, tapu kayıt malikleri ..., ... ve ... yönünden ise hukuki kıymetini koruduğu,
hususları dikkate alınmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/1049, K. 2012/238, 23 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama