KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/1084 E., 2011/1315 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2011
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 125 ada 2 ve 4 parsel sayılı sırasıyla 174,19 ve 135,62 m² yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ayrı ayrı davalılar ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. Askı ilan süresinde davacı Hazine vergi kayıtlarına dayanarak taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olduğunu, bu nedenle zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davacının davasının reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 125 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine'nin 125 ada 4 parsel sayılı taşınmaz yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2-Davacı Hazine'nin 125 ada 2 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itarazlarına gelince; mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere tespitte saptanan hukuksal olgulara, dosya içeriğine göre, dava ve temyize konu taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine'nin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, dava ve temyize konu 125 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 09.10.1987 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir.
Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de, yapılan araştırma ve soruşturma yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca da yetersizdir.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için adına tescile karar verilen zilyet ... ile bayii ...'ın onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek bu yolla kimlikleri belirlenmeli, bundan sonra aynı çalışma alanı içerisinde adı geçenler adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli,
paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m2 taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak etkili bir denetim ve kontrol yapılabilmesi için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, daha sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/1084, K. 2011/1315, 7 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama