KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/1638 E., 2011/7588 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2011
Karar Metni
845 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 196 ada 43, 201 ada 10, aynı ada 103 ve 104 parsel sayılı sırasıyla 2598,85 m2, 2161,17 m2, 1243,33 m2 ve 677,25 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yolu ile gelen hakka, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 196 ada 43 ve 201 ada 104 parsel sayılı taşınmazlar davalı ..., 201 ada 10 parsel sayılı taşınmaz 1/3'er paylı olarak davalılar ..., ... ve ..., 201 ada 103 parsel sayılı taşınmaz ise davacı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... 196 ada 43, 201 ada 10 parsel sayılı taşınmazlar için satın almaya, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 201 ada 103 ve 104 parsel sayılı taşınmazlarda ise ortak sınıra yönelik dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 134 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, dava konusu 196 ada 43, 201 ada 10, 103 ve 104 parsel sayılı taşınmazların ise tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı ...'ın davası, 201 ada 103 ve 104 parsel sayılı taşınmazlarda ortak sınır uyuşmazlığına ilişkindir. Davacının dayandığı 12.06.1976 tarihli satış senedinin kendi adına tespit edilen 201 ada 103 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı, davacının ortak sınır olarak kabul ettiği kuyunun da içinde bulunduğu fen bilirkişisi ...
Başara tarafından düzenlenen 07.07.2010 tarihli rapor ekindeki haritada 103 ada 104 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kırmızıya taralı (a) harfi ile gösterilen 34,52 m² yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün iki taşınmaz arasındaki patika yolun sağında, yani davalı taşınmazı içerisinde kaldığı ve taşınmazlar arasındaki ortak sınırın fiilen patika yol ile doğal bir sınır oluşturduğu kadastroca da bu fiili yolun esas alındığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacının 201 ada 103 ve 104 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2-Davacının dava ve temyize konu 196 ada 43 ve 201 ada 10 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı taraf 201 ada 10 parsel sayılı taşınmazın ortak miras bırakan ...'a ait iken paylaşma sonucu babası ... payına düştüğünü, dava konusu 196 ada 43 parsel sayılı taşınmazın ise babası ...'e ait iken her iki taşınmazın babası ... tarafından 1974 yılında kendisine bağışladığını, o zamandan beri taşınmaza zilyet olduğunu öne sürerek dava açmıştır.
Mahkemece 201 ada 10 parsel sayılı taşınmazın öncesinin tarafların ortak miras bırakanı ...'a ait iken ölümü ile evlatları ..., ... ve ...'ye kaldığı, mirasçıları arasında yapılan paylaşma sonucu da ... payına düştüğü, ...'nin de ölümü ile mirasçıları davalılar ... ..., ... ve ...'e kaldığı, 196 ada 43 parsel sayılı taşınmazın ise ... ...'a ait iken sağlığında taşınmazlarını evlatları ... ve ... arasında paylaştırdığı, dava konusu 196 ada 43 parsel sayılı taşınmazı da davalı ... payına verdiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, delillerin değerlendirilmesi de dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Keşifte dinlenilen bir kısım davacı tanıkları ile davalılar tanıklarının beyanları birbiri ile çelişmiş olmasına rağmen mahkemece bu çelişki giderilmemiş, aynı zamanda tutanak bilirkişisi ... ... dinlenilmemiş, varsa nedenleri hüküm yerinde gerekçeleriyle açıkça gösterilmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde, sağlıklı bir sonucu varılabilmesi için tarafların ortak miras bırakanı ...'ın tüm mirasçılarını gösterir nüfus aile kayıt tablosu dosyaya getirtilmeli, ...'ın ölüm günü böylece tespit edildikten sonra dava konusu taşınmazı iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel uzman bilirkişi ve davacı ile davalılar tanıkları hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi ve özellikle taşınmazlarda kimin ne zamandan beri zilyet olduğu,
... terekesinin ne zaman paylaşıldığı, 201 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davalıların annesi ... payına düşüp düşmediği ve davacı ... ile babası ...'in taşınmaza ne zamandan beri zilyet olduğu, 196 ada 43 parsel sayılı taşınmazın ... ... tarafından sağlığında oğlu ...'e mi, ...'ye mi bağışladığı,
bu taşınmaza kadastro tespit tarihine kadar kimin zilyet olduğu hususlarında olaylara dayalı bilgi alınmalı,özellikle dava dışı 201 ada 8,9 parseller ile dava konusu 201 ada 10 parsellerin bir bütün olup aralarında sınır olmadığı uzman bilirkişi tarafından rapor edilmekle yerel bilirkişi ve tanıkların beyanının alınması sırasında davacının satın aldığı veya murisi ... hakkına dayalı olarak kullandığı yerlerin ayrı ayrı gösterilmesi sağlanarak uzman bilirkişi eli ile haritaya işaretlenmeli,davacı dayanağı 08.06.2000 tarihli satış senedi yerel bilirkişi,tanıklar ve uzman fen bilirkişi eli ile taşınmaza uygulanmalı,senette güney sınırda olduğu
bildirilen ... arazisi belirlenerek uzman bilirkişi fen memuruna haritada ki yeri işaretlettirilmeli, yine yerel bilirkişi ve tanıklar davacının taşınmazlar üzerinde zilyetliğinin bulunduğunu belirttikleri takdirde bu zilyetliğin malik sıfatıyla mı yoksa fer’i zilyet sıfatıyla mı devam ettiği araştırılmalı , uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan veren ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı,
ayrıca taraflar arasında paylaşım yapıldığı sonucuna varıldığı takdirde paylaşma halinde mirasçılık ilişkisi sona erip taraflar arasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinmenin mümkün bulunabileceği hususu da gözönüne alınarak toplanan ve toplanacak tüm deliler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/1638, K. 2011/7588, 2 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama