KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/1789 E., 2011/2093 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2011
Karar Metni
492 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davaya konu 132 ada 39 ve 41 parsel sayılı sırasıyla 40758,37 m² ve 16734,72 m² yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar Letif ve ... adlarına tespit edilmiştir. Askı ilan süresinde davacı Hazine tapu ve vergi kayıtlarına dayanarak taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olduğunu bu nedenle zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davacının davasının kabulüne, dava konusu taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olduğu, davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı tarafın tutunduğu tapu ve vergi kayıtlarının taşınmazlara uymadığı, taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ne varki, taşınmazlara komşu eylemli meranın mevcudiyeti dikkate alındığında taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının yöntemine uygun biçimde araştırılması gerekir.
Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazların yetkili ve idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili ve idari merciler tarafından 4753, 5618 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının ilgili mercilerden sorulup saptanması, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı ve dayanağı belgelerin getirtilip uygulanması, dava konusu taşınmazların mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi,
mera tahsis kaydı yok ise davada yararı olmayan yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, taşınmazların bulunduğu köye komşu köy halkından seçilecek yerel bilirkişiler, tanıklar, uzman bilirkişi tapu fen memuru ve ziraatçi bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın ve kesinleşen komşu mera parselinin öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgilerinin alınması,
yerel bilirkişi ve tanıklar ile tespit bilirkişilerinin sözleri arasında varsa çelişkinin giderilmesi, uzman ziraatçi bilirkişi aracılığı ile taşınmazların bizzat mahkeme hakimince görülüp gözlenmesi, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu hususunun da ayrıntılı bir şekilde keşif tutanağına geçirilmesi, komşu mera taşınmazların toprak yapısıyla dava konusu taşınmazların toprak yapısının mukayese edilmesi, dava konusu taşınmazlarla sınırında komşu mera olan taşınmazlar arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay sınır olup olmadığının tespit edilmesi,
dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının ve meradan açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekir. Mahkemece açıklanan biçimde araştırma yapılmamıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/1789, K. 2011/2093, 4 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama