KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/2220 E., 2012/1487 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2012
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve Selahattin Koçak tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın bağımsız bölümlerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kural olarak tespit davasının dinlenebilmesi için genel dava şartlarından başka iki özel koşula daha ihtiyaç vardır. Özel koşulların ilki, tespit davasının konusunu ancak bir hukuki ilişkinin oluşturabileceğidir. Gerçekten tespit hükmü, hak ve alacakların doğduğu hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığını tespit etmekte olup, miktarları hakkında bir şey içermez.
Bu nedenle uygulamada, konusu yalnızca maddi vakıa ya da vakıalar olan tespit davalarının dinlenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Kural olarak maddi vakıa ya da vakıalar ancak hukuki bir ilişki ile birlikte tespit davasına konu olabilirler. İkinci koşul, davacının sözünü ettiği hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının hemen tespitinde hukuki bir yararı bulunmalıdır.
Hukuki yarar koşulu, tespit davasını hükme bağlayan tüm yasalarda öğretide ve uygulamada kararlılıkla aranmaktadır.
Öte yandan, bir hukuki ilişkinin hemen tespitinde, hukuki yararın varlığının kabul edilebilmesi için de şu üç koşulun birlikte olması zorunludur.
a)Davacının bir hakkı veya hukuki durumunun halihazır bir tehlike ile ciddi biçimde tehdit edilmiş olması,
b)Bu ciddi tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt ya da belirsizlik içinde olması,
c)Tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak nitelikte olması.
Açıklanan nedenlerle davacının hukuki korunma (himaye) ihtiyacını başka bir vasıta ile tamamen tatmin
edebilmesinin mümkün olduğu hallerde, hukuki ilişkinin soyut tesbitinde hukuki yararının bulunmadığı, bu nedenle tespit davası açamayacağı kuşkusuzdur.
Kural olarak, eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Sözü edilen kuralın ayrık hali olarak eda davası ile elde edilecek tespit hükmünün kapsamı, tespit davası ile elde edilecek tespit hükmünün kapsamından daha dar ise, eda davası açılması mümkün olmasına rağmen, eda davasından bağımsız olarak ayrı bir tespit davası açılabileceği de öğretide ve uygulamada kararlılık kazanmıştır.
Az yukarıda genel dava şartlarından ayrık olmak üzere tespit davasına özgü koşulların mahkemece resen gözetilmesi zorunludur. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur.
Somut olaya gelince; davacı tarafın tapuya kayıtlı ve ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 1379 ada 65 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bina niteliğindeki muhdesatın bir kısım bağımsız bölümlerini dava dışı kişiye aralarındaki sözleşme uyarınca yaptırdığını öne sürerek dava konusu bağımsız bölümlerin mülkiyetinin tespitini istediği anlaşılmaktadır.
Az yukarıdaki hukuki olgular ve taşınmazdaki paydaş sayısınca muhdesat üzerinde bağımsız bölüm bulunmadığı gözetildiğinde bu nitelikteki bir istemin eser sözleşmesine dayanılarak ve yüklenici ve arsa sahiplerinin tümü hasım gösterilmek suretiyle açılacak eda nitelikli tescil davasında öne sürülmesi gerektiği tartışmasızdır.
Şu halde; başka bir mahkemenin önünde ön sorun olarak tartışılabilecek bir konu hakkında diğer bir mahkemede tespit davası açılamayacağı, böyle bir davada hukuki yararın varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/2220, K. 2012/1487, 6 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama