KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/2223 E., 2011/8149 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2011
Karar Metni
693 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 106 ada 195, 110 ada 226 ve 122 ada 122 parsel sayılı sırasıyla 946,08 m2, 788,07 m2 ve 397,27 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 106 ada 195 parsel sayılı taşınmaz vergi kaydına, bağışlamaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, 110 ada 226 ve 122 ada 122 parsel sayılı taşınmazlar ise bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yolu ile gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı ...’nın dava konusu taşınmazların miras bırakan ... ...(...)’dan intikal ettiğine dair iddiasını ispat edemediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de dava konusu 106 ada 195 parsel sayılı taşınmazın edinme sebebi sütununda miras bırakan ... ...’ın adı belirtildiği halde bu yön üzerinde durulmadığı gibi mahkemece yapılan araştırma soruşturmada hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece 10.08.2006 tarihinde yapılan keşif yetersiz olup dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları soyut nitelikte gerekçesiz olaylara dayanmayan sözlerden ibarettir. Öte yandan mahkemece tespite esas alınan vergi kaydı uygulaması yetersiz olduğu gibi dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tutanak örnekleri ile varsa dayanak kayıtları getirtilmemiş, bu yolla mahalli bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmemiştir.
Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanak kayıtları, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, akabinde dosyaya birden fazla birbirini sınır okumayan vergi kayıtlarının sunulduğu gözetilerek davacıya hangi vergi kaydının dava konusu hangi taşınmaza ait olduğu sorulmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişiler ile uzman bilirkişi fen elemanı ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı,
keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi, tanık ve tespit bilirkişilerinden ayrı ayrı olaylara dayalı olarak dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, taşınmazların tarafların kök miras bırakanı ... ...(...)’a ait olup olmadığı,
muris ...’den intikal eden taşınmazlar olup olmadığı ayrıntılı olarak sorulmalı, dava konusu 106 ada 195 parsel sayılı taşınmazın edinme sütununda miras bırakan ... ... adı belirtilmekle özellikle bu yönden de beyanları alınmalı, yine davacının dava konusu taşınmazlar için tarih ve sayısını bildireceği vergi kayıtları ile dava konusu 106 ada 195 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas vergi kaydı yerel bilirkişi ve tanıklar yardımı ile tam olarak yerine uygulanmalı, dava konusu taşınmazların öncesinin miras bırakan ... ...(...)’a ait olduğu saptandığı takdirde bu kez dinlenecek yerel bilirkişi,
tanık ve tespit bilirkişilerinden ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı,
tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile yerel bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyaları birleştirilmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak,
yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna, yer verilip, verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı,
gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye ,uygulanacak kayıtları izlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/2223, K. 2011/8149, 16 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama