KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/2295 E., 2012/1492 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2012
Karar Metni
330 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin ve arzın değerine oranının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç ve kurulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
İncelenen dava dosyası kapsamı ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu taşınmaz hakkında açılan ortaklığın giderilmesi davası sonunda taşınmazdaki ortaklığın satılarak giderilmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacı tarafın taşınmaz üzerinde yeni bir muhdesat meydana getirdiğini öne sürerek görülen davayı açtığı anlaşılmaktadır. Şu halde taraflar arasında derdest ve görülmekte olan ortaklığın giderilmesine ilişkin bir davanın bulunmadığı, bu olgular gözetildiğinde somut olayda 1086 sayılı HMUK’un 567.maddesi hükmünde sözü edilen bekletici mesele sorununun da olmadığı belirlenmiştir.
Hukukumuzda aidiyetin tespitine ilişkin davalar kendine özgü nitelikte bir dava olup dava sonucunda elde edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti de bulunmamaktadır. Somut olayda davacının taşınmaz satıldıktan ve zilyetliğine şerh verildikten sonra sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak davası açabileceği tartışmasızdır. Bu nitelikteki dava ise eda davası niteliğindedir. Öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kural olarak eda davası açılmasının mümkün bulunduğu hallerde tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yarar dava koşuludur ve somut olayda dava koşulu gerçekleşmemiştir.
Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhdesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/2295, K. 2012/1492, 6 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama