KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/2574 E., 2011/5562 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2011
Karar Metni
542 kelime·3 dk okuma
Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava mirasçılık belgesinin iptali ile yenisinin verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. HUMK’nun 388. maddesinde mahkeme kararının hangi hususları kapsayacağı açıklanmış, maddenin 2. bendinde karar başlığında tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin yazılacağı belirtilmiştir.
Somut olaya gelince; dosya içeriğinden davanın ... ve ... tarafından hasımsız olarak açıldığı, dava dilekçesinde 14.12.2005 tarihinde ölen miras bırakan ...’ın ikinci eşi ... tarafından Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/991 esas, 2005/937 karar sayılı dosyasında alınan mirasçılık belgesinde mirasın miras bırakanın eşi ... ile ilk evliliğinden olma çocukları ..., ... ve ... arasında paylaştırıldığı, oysa ki ...’in mirastan ıskat edilmiş olduğu öne sürülerek önceki günlü bu mirasçılık belgesinin iptali ile mirastan ıskat nazara alınarak yeni mirasçılık belgesi verilmesinin istenildiği,
mahkemece verilen 19.11.2009 günlü ilk hükümde davanın kabulü ile mirasçılık belgesinin iptaline karar verildiği, yapılan ıskat ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 511 maddesi hükmü gözetilerek daha önce ...’e verilen payın bu sefer çocukları olan...ve .... arasında paylaştırıldığı, davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.04.2010 gün ve 2010/1148 E, 2010/2240 K. sayılı ilamı ile, davacının verilen yeni mirasçılık belgesine ilişkin temyiz itirazları reddedildikten sonra,
mirasçılık belgesinin iptali davalarında önceki günlü mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen ve kendisine pay verilen bütün kişilerin taraf olmalarının zorunlu olduğu, bu tür davaların hasımsız açılamayacağı, hasımsız açılan davanın sonradan ıslahla dahi hasımlı hale dönüştürülmesinin mümkün olmadığı, hal böyle olunca davacıların mirasçılık belgesinin iptaline ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma ilamı sadece iptal istemi ile ilgili hükme yöneliktir. Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma dışında kalan yönler ise kesinleşir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuştur.
Dairemizce hükmün yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin bölümünün onanmamış olmasına, sadece bu bölüme yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmekle yetinilmiş bulunmasına göre mahkemece verilecek yeni hükümde kesinleşen bu olgu dikkate alınarak eski hüküm doğrultusunda mirasçılık belgesi verilmesi istemi yönünden yeniden hüküm oluşturulması gerektiği kuşkusuzdur.
Ne var ki mahkemece bu husus gözden kaçırılarak davanın tümü ile reddine karar verilmiş, karar başlığında da davanın tarafı olmadıkları halde HUMK’nun 388. maddesi hükmüne aykırı olarak Suna .... ve ... davalı olarak gösterilerek lehlerine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davanın tarafı olmayan kişiler karar başlığında taraf olarak gösterilemeyeceği gibi bozmaya uyulduğu halde bozma ile gerçekleşen usuli kazanılmış ... zedeleyecek şekilde hüküm de verilemez.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular gözetilerek karar başlığında Suna Nihavent Altan ve ...’ın davalı olarak gösterilmemesi, davalı yerine hasımsız yazılması, hüküm yerinde davanın kısmen kabulüne denildikten sonra 1. bent olarak davacıların mirasçılık belgesinin iptaline ilişkin isteminin reddine denildikten sonra 2. bent olarak önceki hüküm doğrultusunda mirasçılık belgesinin verilmesi, dava hasımsız olduğundan ve Suna Nihavent Altan ve ... davanın tarafı olmadıklarından lehlerine vekalet ücretine de hükmedilmemesi gerekirken usul hükümleri gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz. davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/2574, K. 2011/5562, 29 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama