KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/2727 E., 2012/1250 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2012
Karar Metni
494 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 451 ada 29 parsel sayılı 9672,04 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yolu ile gelen hakka ve paylaşmaya dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında ... miras yolu ile gelen hakka dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece davacı ... ile katılan davacı ...'in davalarının reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 451 ada 29 parsel sayılı taşınmazın öncesinde tarafların ortak miras bırakanı ...'a ait olduğu ve murisin sağlığında taşınmazı oğlu ...'a bağışladığı konusunda yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık miras bırakan ...’ın dava konusu taşınmazı sağlığında davalının bayii ve davacının kardeşi olan ...’a bağışlarken “davacı ...’in miras hissesini ileride kendisine vermek“ şartına bağlı olarak bağışlayıp bağışlamadığı, şartlı bağışlamaya bağlı olarak sürdürülen zilyetliğin tek başına taşınmazın mülkiyetinin iktisabına olanak sağlayıp sağlamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
Nitekim davacı dava konusu taşınmazın miras bırakan ... tarafından sağlığında mirasçıları arasında paylaştırdığını ve kendisine ait miras hissesini de davalının babası ... uhdesinde bıraktığını öne sürerek dava açmış, davalı da taşınmazın dedesi ... tarafından sağlığında babası ...’ya bağışlandığını belirtmiştir.
Tüm dosya kapsamı gözetildiğinde dava konusu taşınmazın, öncesinde miras bırakan ...'e ait olduğu, miras bırakanın sağlığında dava konusu taşınmaz ile dava dışı başka taşınmazlarını erkek çocuklarına bağışladığı, ancak bu bağışlamayı ileride yeri geldiğinde mirasçıları olan kızlara hisselerini vermek şartına bağladığı anlaşılmaktadır.
Nitekim gerek ... mirasçılarından ... ile ... arasında düzenlenen 07.09.2004 tarihli satış senedi gerekse diğer mirasçılar Ümmü ve İbrahim arasında düzenlenen 10.12.2001 tarihli satış senetleri içeriğinde de satıcı olarak yer alan dava dışı kız çocuklarının miras hisselerinin alıcı olarak yer alan dava dışı erkek çocuklar üzerinde bırakıldığı senet kapsamlarından anlaşılmaktadır.
Aynı zamanda 07.09.2004 ve 10.12.2001 tarihli satış senetlerinde alıcı ve satıcı olarak yer alan ... mirasçılarının isimleri karşılaştırıldığında davacının“ kardeşi ...’ın ... hissesini, İbrahim’in ise Ümmü Yılmaz hissesini, davalının bayii ...’nın ise kendisine ait hissesini vermesi yönüyle şarta bağlı olarak bağışlama yaptığı iddiasının sübuta erdiğinden kuşku duymamak gerekir.
Az yukarıda vurgulanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazın şarta bağlı olarak miras bırakan tarafından davalının bayii ...’ya bağışlandığı ancak; davalının bayii tarafından söz konusu şartın yerine getirilmediği anlaşılmış, ayrıca davacı ... hissesine karşılık taşınmaz ya da para vererek bağışlama şartını yerine getirildiği hususunda ispat yükü kendisinde olan davalı tarafından bu husus kanıtlanamamıştır.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanun’un 2.maddesinde düzenlendiği gibi herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olup, hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı aşikardır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/2727, K. 2012/1250, 28 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama