KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/2904 E., 2012/2553 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2012
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, oluşturulan hüküm davanın niteliğine, tarafların sıfatına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan ve 25 Eylül 2002 günlü resmi gazetede yayınlanarak 1.3.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesi hükmünde, gerçek veya tüzel kişiler tarafından, yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmiş, 15. madde hükmünde de, kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin tespit, süre, tüketim miktarı hesaplama, tahakkuk, ödeme yöntemleri ile diğer usul ve esasların dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenerek uygulamaya konulacağı açıklanmıştır.
Ayrıca, 3095 sayılı Yasa’nın 2/3'üncü maddesi uyarınca gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istek halinde T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur.
Somut olaya gelince, davacı kurum görevlilerinin davalının işyerinde kaçak elektrik kullanıldığını belirlemeleri üzerine kaçak elektrik tutanakları düzenledikleri, dava dilekçesinde asıl alacak ve işlemiş avans faizinden oluşan toplam alacağın tahsilinin talep edildiği, mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda davacı tarafın avans faizi isteminin yerinde olduğu gözardı edilerek yasal faiz oranına göre işlemiş faiz hesabı yapıldığı, ayrıca bilirkişi tarafından EPDK’nun 622 sayılı kararında 01.01.2006 tarihinden itibaren tutanaklarda tanık imzası zorunluluğu getirildiği,
dava konusu 01.02.2006, 16.06.2006 ve 28.08.2006 tarihli tutanaklarda tanık imzası bulunmadığından geçerli tutanaklar olmadıkları belirtilerek anılan tutanaklara ilişkin olarak kaçak elektrik bedellerinin hesaplanmadığı, mahkemece de benimsenen rapora göre hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Tutanak tarihinde yürürlükte bulunan ve yukarıda açıklanan yönetmelik hükümlerinde, tanık imzası bulunmasına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
622 sayılı kararda vurgulanan, EK-1’de yer alan kaçak tespit tutanağında tanık imzasının alınmasına ilişkin düzenleme şekli bir düzenleme olup, tanık imzası alınmamış olmasının tutanakların geçersizliği sonucunu doğurmayacağı kuşkusuzdur. Uzman bilirkişi raporu bu yönü ile yönetmeliğe uygun değildir. Yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, öncelikle dosyanın yeniden bilirkişiye verilmesi, 01.02.2006, 16.06.2006 ve 28.08.2006 tarihli kaçak elektrik tutanaklarına ilişkin olarak davacı kurumun davalıdan isteyebileceği kaçak elektrik bedelinin Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve bu yönetmelik gereğince yayınlanan usul ve esaslarda açıklanan yönteme göre hesaplanması ve avans faizi oranlarına göre de davacının takip tarihi itibariyle tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarının yeniden belirlenmesi için ek rapor alınması, daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davacının temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/2904, K. 2012/2553, 10 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama