KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3116 E., 2011/7849 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2011
Karar Metni
623 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 156 ada 28 parsel sayılı 3747,3 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine tapu kaydına dayanarak ve taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 156 ada 28 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafın tutunduğu 3.3.1971 tarih ve 58 yevmiye, 4 cilt nolu tapu kaydı getirtilip uygulanmamıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmüne göre kayıtların haritaya dayanması halinde kapsamlarının öncelikle haritasına göre belirlenmesi gerekir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu 3.3.1971 tarih ve 58 yevmiye, 4 cilt nolu tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğünden sorularak belirlenmeli, başka taşınmazlara revizyon görmüş ve davalı oldukları saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı,
davacı Hazine birden çok tapu kaydına dayandığından Hazine'den dava konusu taşınmaz için bu kayıtlardan hangisine dayandığının sorulup saptanması, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kayıtlarının haritalarının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra haritalar çakıştırılarak yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kuşkusuz tapu kayıtlarının dayanağı haritalar yoksa kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye dayanılan tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli,
uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile dava konusu 156 ada 28 parsel sayılı taşınmaza komşu 287 ada 4 parsel sayılı taşınmazın dayanağı 02.09.2004 tarih ve 2 sayılı tapu kaydının tesislerinden itibaren tüm tedavülleri getirtilerek denetlenmeli, komşu taşınmazın dayanağı kaydın dava konusu taşınmazı ne okuduğu üzerinde durulmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı,
dava konusu taşınmazın tümü ya da bir bölümü davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden anılan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı belirlenmeli ve yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi, taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal edip etmediği hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı,
tespit tutanağı bilirkişilerinin tespit sırasındaki beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de dava konusu taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğu sonucuna varıldığı takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli,
bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3116, K. 2011/7849, 9 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama