KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3160 E., 2012/1984 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2012
Karar Metni
350 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 105 ada 85 parsel sayılı 27.701.61 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ..., ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın mera niteliği ile sınırlandırımasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 105 ada 85 parsel sayılı taşınmazın üç sınırının eylemli biçimde kamu malı niteliğinde mera taşınmazı ile çevrili olduğu, dava konusu taşınmaz ile mera parseli arasında doğal ya da yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak bir sınırın bulunmadığı dosya kapsamı ile belirlenmiştir. Öte yandan kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır.
Hal böyle olunca çekişmeli taşınmazın sınırını oluşturan komşu mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen taşınmaza el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir. Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ...'ın sair temyiz itirazları yerinde değildir,
Ne var ki, mahkeme hükmünden sonra 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır” hükmü öngörülmüştür.
Bu yasal değişiklik nedeniyle davalı aleyhine yargılama giderine hükmolunmaması gerekirken yazılı şekilde hüküm oluşturulması sonradan yürürlüğe giren ve geçmişe etkili sonuç doğuran yasal düzenlemeye aykırı ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 2, 4 ve 5. bentlerinin hüküm yerinden çıkartılmasına, yerine 2. bent olarak “davacı ... tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,” sözlerinin yazılmasına,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3160, K. 2012/1984, 21 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama