KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3628 E., 2011/7684 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı.
Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 152 ada 53 parsel sayılı 183361.80 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera vasfıyla sınırlandırılmış, aynı ada 28 ve 29 parsel sayılı sırasıyla 1560.20 m2 ve 1826.01 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davada taraf olmayan ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.
Davacı ... ... 152 ada 28 ve 29 parsel sayılı taşınmazlarda ... adının harf hatası ile ... olarak yazıldığını ve 2600 m2'lik yerlerinin de 152 ada 53 parsel sayılı taşınmazda kaldığını, dava konusu taşınmaların ... ve ... adlarına tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek dava açmıştır.
Mahkemece araştırma ve uygulamaya yönelik Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 152 ada 28 ve 29 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle, aynı ada 53 parsel sayılı taşınmazın 29.11.2010 tanzim tarihli raporunda (A1) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin davanın esastan reddine, 53 parsel sayılı taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava ve temyiz konusu 152 ada 53 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 29.11.2010 günlü haritada (A1) harfi ile işaretli 2650.67 m2 yüzölçümündeki bölümünün kamu malı niteliğinde mera olduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Gerçekten çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün sınırlarında eylemli biçimde kamu malı niteliğinde mera bulunmaktadır.
Dava konusu taşınmazın temyize konu bölümleri ile sınırlarını oluşturan temyize konu olmayan taşınmaz bölümleri arasında yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak bir sınır yeri tarif edilmişse de bu bölümün taşınmazın dava ve temyize konu olmayan bölümlerine el atılarak kazanıldığının ve onun bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3628, K. 2011/7684, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama