KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3659 E., 2012/1752 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2012
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 120 ada 1 parsel sayılı 19.322.68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ... ve ... adına, 120 ada 2 parsel sayılı 6.078.22 m2 yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenlerle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... taşınmazların mera olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne taşınmazların mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 120 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların davalıların yargılama aşamasında tutundukları 05.07.1938 tarih 56 sayılı tapu kaydının kapsamında kalmadıkları, mera niteliğinde bulunduğu, kadim mera olarak sınırlandırılan komşu 120 ada 3 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Öte yandan dava konusu taşınmazlar ile mera niteliği ile tespit gören komşu 120 ada 3 parsel sayılı taşınmazın arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay bir sınır yeri bulunmadığına göre meraya el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ...'ın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; mahkeme hükmünden sonra 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır” hükmü öngörülmüştür.
Bu yasal değişiklik nedeniyle davalı aleyhine yargılama giderine hükmolunmaması gerekirken yazılı şekilde hüküm oluşturulması sonradan yürürlüğe giren ve geçmişe etkili sonuç doğuran yasal düzenlemeye aykırı ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 2, 3 ve 4 nolu bentlerinin hüküm yerinden çıkartılmasına,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3659, K. 2012/1752, 14 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama