KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3995 E., 2012/2572 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2012
Karar Metni
720 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... mirasçısı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 183 ada 4 parsel sayılı taşınmaz 16103,00 m2 yüzölçümü ile ahşap ev, çay ve fındık haçesi niteliği ile miras hakkına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... mirasçıları ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacı ...'in davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığını hasım göstererek Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tescil davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında ..., miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece davacı ... ve katılan davacı ...'in davalarının reddine, dava konusu taşınmazın davalı ... mirasçıları adlarına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçısı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; dava ve temyize konu 183 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı ... ve katılan davacı ...'in zilyetliklerinin bulunmadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davalılar ... mirasçıları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi için yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişi beyanları soyut nitelikte gerekçesiz, olaylara dayanmayan sözlerden ibaret olduğu gibi, davanın ilk ikame edildiği Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan 21.04.1989 tarihli keşifte dinlenilen yerel bilirkişi sözleri ile Kadastro Mahkemesi'nce 27.05.2009 tarihinde yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişi sözleri çeliştiği halde,
bu çelişki giderilmemiş yapılan keşifte tek yerel bilirkişi ve tespit bilirkişi dinlenilmek suretiyle yerel bilirkişi ve tespit bilirkişi sözlerinin denetim olanağı ortadan kaldırılmış, dava konusu taşınmaza komşu olan 183 ada 43 ve 44 parsel sayılı taşınmazların tespitlerine esas alınan dayanak kayıtlar ile taşınmazların tapu kaydının oluştuğu dava dosyası uygulanmak suretiyle komşu parsel tapu kayıtları ve esas alınan belgelerin nizalı parsel yönünü ne şekilde ve kimin yeri olarak okuduğu araştırılmamış, somut olayda tanıkta dinlenilmemiş, varsa nedenleri gerekçede açıklanmamıştır.
Öte yandan zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersizdir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
Dava konusu taşınmazın tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılamada taraflar bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Hal böyle olunca taşınmazların tapuda kayıtlı olmadığı menkul mal hükümlerine tabi olduğu, bu nedenlerle yanlar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle komşu 183 ada 43 ve 44 parsel sayılı taşınmazların tescillerine esas alınan dava dosyası mahkemesinden ya da devredilmiş ise Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tutanak bilirkişileri dinlenilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı,
dava konusu taşınmaza komşu 183 ada 43 ve 44 parsel sayılı taşınmazların tespitlerine esas alınan kayıt ve belgeler ile bu taşınmazlara ilişkin dava dosyası yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar eli ile yerine uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitlerine esas alınan kayıt ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,
somut olayın özelliğine göre davacı, katılan davacı ve davalı gerçek kişiler arasında herhangi bir akrabalık bağı olup olmadığı, mirasçılık ilişkisi bulunup bulunmadığı belirlenmeli, daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davacı, katılan davacı ve davalı gerçek kişiler ile bayileri adına ynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği,
Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3995, K. 2012/2572, 10 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama